Nasihat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nasihat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2008 Cumartesi

Hacı bayram-ı veli’nin bazı nasihatleri

İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarda sık sık bulunmayınız

Hiddet ve kin, hakikatleri gören gözleri kör eder.Öfke ,iyi düşünmeyi daraltır,yanıltır.

Allahü tealaya isyan yolunda, hiçbir kimseye yardım etmeyiniz

Küçük çocukları seviniz, başlarını okşayınız.Onları sevindiriniz ki , Peygamber efendimizin emrini yerine getirmiş olasınız.

Çarşıda ve cami avlusunda hiçbir şey yemeyiniz.Yol ortasında durmayınız.Ticaret erbabının dükkanlarında uzun müddet oturmayınız.

Hiçbir Günahı küçümsemeyin, çok çalışın. Boş gezenler zengin bile olsa, arkadaşları şeytan,kalpleri şeytanın konağı olur.

Helalinden kazanıp , onları fakirlere cömertçe veriniz

Ölümü çok hatırlayınız, ölüm gelmeden hesabınızı yapınız.Tövbe ediniz ki affa kavuşasınız.

Dünya gamından,nefsin sıkıştırmasından hafifleyip kurtulmak istiyorsanız,kabristanları sık sık ziyaret ediniz

Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz , arkadaşlarınızın ,komşularınızın,sırlarını ifşa etmeyiniz.Çünkü gördüğünüz bu sırlar size emanettir.Emanete hıyanet ise çirkin bir harekettir.

Alim ve velilerin kabirlerini ziyaret ediniz.Zira o büyükler, kendilerini ziyaret edenlere şefaat ederler.Orta anadolu evliyaları kitabından alınmıştır

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Bir dervişin Sultan Sencer'e yaptığı Öğüt

Sultan Sencer ( Sultan Melikşah’ın Oğlu Son Selçuklu Sultanı) Bir gün devlet ileri gelenlerinden birkaç zâtla at üstünde seyehat ederken, ansızın karşısına perişan kıyafetli bir derviş çıkıvermişti.Bakışları çok keskin, alnı açık , duruşu vakur idi.Sultan’ın önüne geçip Allah’ın bunca lütuf ve nimetlerine karşı şükretmesini hatırlatır ölçüde birkaç cümle sarfetti. Sultan onu dikkatle dinledikten sonra , sordu:

“Neyin şükrünü nasıl yerine getirmeliyim ?”

Derviş aynı ciddiyet içinde ona şu cevabı verdi:

“Allah’ın Senin üstünde birçok lütuf ve ihsanları var, ama bunlardan on tanesi çok önemlidir. Önce onların şükrünü eda etmelisin!..”

Sultan; o on nimeti anlatırmısın?” dedi

Derviş;

“o halde beni can kulağı ile dinle:



1- Saltanatın şükrü, adalettir. Bir hükümdar adil olduğu nisbette değer kazanır.

2- Geniş bir mülkün şükrü, halkın malına , ırzına ve şerefine göz dikmemektir. Milletin malına ve ırzına göz diken, onların haysiyet ve şerefiyle oynayan bir sultan, felaket çığrını açan bir bedbahttır.

3- Baş olmanın şükrü, halka inanarak hizmet etmek, onların huzurunu sağlamak ve haklarını korumaktır.

4- İkbal ve saadetin şükrü, fakirlere acımak, kimsesizlerin elinden tutmaktır.

5- Beytülmalın, zenginleşmesinin şükrü, onu sadece hak edenlere ve lüzumlu yerlere harcamaktır.

6- Kudret ve İzzetin Şükrü, zavallıları ve güçsüzleri yerine göre bağışlamaktır.

7- Güçlü bir orduya sahip olmanın şükrü, onların ezici kuvvetini milletin selameti,devletin bekası, din ve devlet düşmanlarının kahredilmesi yolunda kullanmaktır.

8- Ülkenin bayındır hale gelmesinin şükrü, halkın sosyal haklarını gözetmek, iş sahasını genişletmektir.

9- İlim ve maarifin şükrü, ahlaklı,terbiyeli, bilgili bir nesil yetiştirmektir.

10- Beden ve ruh afiyetinin şükrü, günlük ibadeti kusursuz yapmak, Allah adına konuşmak, O’nun adına alıp-vermek, O’nun için sevmek ve sevmemektir” dedi.
Tarihçiler Bu on Öğüt’ü Sultan Sencer’in altından Bir levhaya yazdırarak saraya astırdığı rivayet edilir.

4 Haziran 2007 Pazartesi

Düşmanlarınla dost olan dosttan çekin!

Bir sultanın oğluna nasihatleri (2) Dostsuz olma. Kim dostlarının işiyle ilgilenirse, dostları da onun işiyle ilgilenirler. Eğer o ilgilenmezse, dostlar da ilgilenmezler. Öyleyse dostunun işini düşünüp, ilgilenmeyen kişiyle, hiç kimse dost olmaz. Her an bir dost edinmeyi âdet haline getir, tâ ki dostların çok olsun. Çünkü, çok dost arasında kişinin birçok ayıpları örtülür ve çok hüneri açılır. Bundan dolayı, kişinin dostunun çok olması gerekir. Ama, yeni dost tutunca eski dostlarından da yüzünü çevirme. Bir de, rastgele dost seçme, dostların salih ve sana uygun kişiler olsun.Dostlarının dostlarını da düşün, onlar da senin dostlarındır. Düşmanlarınla dost olan dosttan da, çekin. Ayrıca dostuna düşman olan dosttan da, sakın. Önüne kim gelirse, sebepsiz yere seni şikâyet eden dostlardan uzak dur. Böyle kişiden dostluk bekleme ve ayıpsız dost aramaya kalkma. Çünkü, (Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır) demişlerdir.İyilerle kötüleri birbirinden ayırt et. İyilerle gönülden dost ol, kötülerle dil ucuyla dostluğun olsun. Çünkü, kişinin hep iyilere işi düşmez. Eğer, bir kötü kişiye işin düşerse, dostluğun sebebiyle elde edersin. Öyleyse, sevmediğin kötü kimselere de, açıkça düşmanlık etme. Düşman da, kazanma. Ben kime ne yaptım ki, düşmanım olsun deme. Çünkü, (Düşmanım yok sanan kişi, düşmanın eğlencesi olur) demişlerdir. Gizli ve açık, düşmanın işinden habersiz olma. Çünkü, o daima, kötü planlarla seni aldatma hesapları içindedir. Sen de, bir an bile, onun kötü oyunlarından kendini güvende sanmayasın.Düşmanının tasarladığı oyunları, her an soradur, tâ ki düşmanın belâsına uğramayasın. Sonra, fırsat düşmedikçe, düşmanlığını belli etme ve düşmanına karşı, ne kadar büyüklük taslarsan tasla, kendini düşmana büyük göster. Ne kadar düşmüş olsan da, ona durumunu alçak gösterme.Düşmanının güler yüz göstermesine, tatlı sözüne aldanma. Eğer, düşman sana şeker gösterse, sen, onu acı bir şey san. Düşmanın ne kadar küçük olsa da, onu hor görme.Bir düşmanın senden aman dilerse, ne kadar düşmanın olsa da ve sana ne kadar eziyet etmişse de, sen ona aman ver ve düşmanın aman dilemesini çok büyük bir nimet yerine say. Çünkü düşmanın yenilmesi, kaçması ve ölmesi nasılsa, aman dilemesi de öyledir. Düşmanını güçsüz gördüğünde, birden emin olup oturma, onu arada sırada gözetleyedur.Önce işi yapmaya, sonra yaptığını söylemeye gayret et. Bir faydası olmayacaksa, hiç söyleme. Başkasının sana dil uzatmasını istemiyorsan, sen de kimseye dil uzatma.Birisi senin bir ayıbını yakalasa, o ayıbı hemen kendinden uzaklaştır.Çok itibarlı bir yere geçme, tâ ki o yerden aşağı düşmeyesin. Yüksekten düşmenin acısı, fazla olur.Olur olmaz her suç için, kimseyi cezalandırmayı düşünme. Eğer birisi bir suç işlerse, büyüklük göster ve ondan özür dilemesini iste. Çünkü, o suçlu da insandır. Küçük bir suç için kimseyi suçlama, tâ ki seni de başkaları yok yere suçlamasınlar.Yok yere öfkelenme, kızgınlığını yutmayı, alışkanlık haline getir. Birisi senin yanında hata yapsa, sonra da dönüp af dilese, o hatayı bağışlamayı boynunun borcu bil. Çok büyük bir suç olsa da, affetmek güzeldir. Her işlenen hataya ceza verecek olsan, büyüklüğün nerede kalır?Sonra, özür dilememek için, hata yapmamaya çalış. Birisine karşı aniden hata işlersen, özür dilemekten utanma. Senden de suçlular af isterse, sen de bağışla, dileklerini kabul et...

Mehmet Ali Demirbaş
03 Haziran 2007 Pazar
Türkiye

Bugünkü zahmet yarının rahatıdır

Bir sultanın oğluna nasihatleri (1) Dünyada iki şey vardır: Halk birinden kaçar, öbürünü sever. Biri zahmet, diğeri rahatlıktır. Ama ikisi de, insana gereklidir. Çünkü zahmet çeken, rahata erer; rahat yaşayan; zahmet görmedikçe, rahatlığın kıymetini bilemez. Bugünkü zahmet, yarının rahatıdır; yarınki rahatlık da, önceki günün zahmetidir. Unutma ki, külfetsiz nimet, zahmetsiz rahmet olmaz. Ne kazanırsan, yarısını harca, yarısını sakla. Çünkü, (Sakla samanı, gelir zamanı) demişlerdir.
Mecbur kalmadıkça, borçlanma, bir şeyini rehine koyma. Buna benzer işlerden dolayı halk içinde, hor ve itibarsız görülürsün. Öyleyse, bu işleri kendine, büyük günah bilmelisin. Bir dostuna ödünç vermişsen, artık ona malımdır deme, o parayı o dosta bağışladın farz et. O paraya ihtiyacın yoksa, dostun kendiliğinden vermedikçe isteme, tâ ki gecikmesi sebebiyle dostluk bozulup kesilmesin. Çünkü borcun gecikmesi, dostu çabuk düşman eder, ama düşmanı dost etmek güçtür.
Düşmanı ve dostu bilmemek, çocukların işidir. Dostu düşmandan ayırıp, akıllıca davranmak, gün görmüş zatların işidir.
Elinde olandan, ihtiyaç sahiplerine vermekten çekinme. Kimsenin malına da, tamah etme ki, itibarın azalmasın. Herkesin malını, kendisinin bil.
Doğru için de olsa, çok yemin etme, çok yemin edici olarak tanınma, tâ ki mecbur kalıp da yemin edersen, yeminine inansınlar. Her ne kadar zengin olsan da, güvenilir, doğru sözlü ve salih bir kimse olarak tanınmazsan, kendini yoksul bil. Çünkü, yalan söyleyenlerin ve kötü bilinen kimsenin sonu, yoksulluktur. Kimseyi aldatma ve aldanma, alışverişte, buna daha çok dikkat et. Çünkü, insan alışverişte çabuk aldanır.
Bütün işlerde sabırlı ol, aceleci olma. (Sabretmek, ikinci akıllılıktır) demişler. Yani, bir kişinin ne kadar aklı olursa ve bir işini sabırla işlerse, aklı o kadar çok olur.
Her işte, kendi işinden habersiz olma, gafillik ikinci ahmaklıktır. Yani, gafil olan kişi ne kadar akılsızsa, ahmaklığı ve akılsızlığı, bir o kadar daha artar.
Sonra her işte, bezgin olma, bezginlik ikinci cahilliktir. Eğer sana iş ve güç kapansa, tezce işini açmaya çalış, işin düzelmeye yüz tutuncaya kadar sabret, çünkü hiçbir iş, aceleyle iyi olmaz.
Eğer ev almak istersen, öyle bir yerden satın al ki, o mahallenin halkı iyi kişiler olsun. (Önce komşu, sonra ev) demişlerdir. Evi alınca, komşuna çok hürmet et. Mahalle halkıyla iyi geçin, hastalarını sor, ölüsü olana başsağlığı dile, cenaze merasimine katıl. Komşunun sevinilecek bir işi olursa, sen de birlikte sevin, eğer üzülecek bir işi varsa, sen de birlikte üzül. İmkânın ölçüsünde, komşuna hediye ver. Çünkü sen komşularınla iyi geçinecek olursan, o mahallenin sevip saydığı bir kişi olursun. Komşunun çocuğunu görünce sev, okşa, mahallenin yaşlılarını ağırla ve onlara hürmet et.
İkiyüzlülük etme ve ikiyüzlülerden uzak ol. Yedi başlı ejderhadan korkma, ama, hep evet diyen yaltakçılardan kork. Çünkü, onun söz götürüp getirmekle, bir anda yırttığını, sen bir yılda dikemezsin.

Mehmet Ali Demirbaş
02 Haziran 2007 Cumartesi
Türkiye Gazetesi


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Rating , 10 out of 10 based on 250 ratings