7 Temmuz 2008 Pazartesi

Bir dervişin Sultan Sencer'e yaptığı Öğüt

Sultan Sencer ( Sultan Melikşah’ın Oğlu Son Selçuklu Sultanı) Bir gün devlet ileri gelenlerinden birkaç zâtla at üstünde seyehat ederken, ansızın karşısına perişan kıyafetli bir derviş çıkıvermişti.Bakışları çok keskin, alnı açık , duruşu vakur idi.Sultan’ın önüne geçip Allah’ın bunca lütuf ve nimetlerine karşı şükretmesini hatırlatır ölçüde birkaç cümle sarfetti. Sultan onu dikkatle dinledikten sonra , sordu:

“Neyin şükrünü nasıl yerine getirmeliyim ?”

Derviş aynı ciddiyet içinde ona şu cevabı verdi:

“Allah’ın Senin üstünde birçok lütuf ve ihsanları var, ama bunlardan on tanesi çok önemlidir. Önce onların şükrünü eda etmelisin!..”

Sultan; o on nimeti anlatırmısın?” dedi

Derviş;

“o halde beni can kulağı ile dinle:



1- Saltanatın şükrü, adalettir. Bir hükümdar adil olduğu nisbette değer kazanır.

2- Geniş bir mülkün şükrü, halkın malına , ırzına ve şerefine göz dikmemektir. Milletin malına ve ırzına göz diken, onların haysiyet ve şerefiyle oynayan bir sultan, felaket çığrını açan bir bedbahttır.

3- Baş olmanın şükrü, halka inanarak hizmet etmek, onların huzurunu sağlamak ve haklarını korumaktır.

4- İkbal ve saadetin şükrü, fakirlere acımak, kimsesizlerin elinden tutmaktır.

5- Beytülmalın, zenginleşmesinin şükrü, onu sadece hak edenlere ve lüzumlu yerlere harcamaktır.

6- Kudret ve İzzetin Şükrü, zavallıları ve güçsüzleri yerine göre bağışlamaktır.

7- Güçlü bir orduya sahip olmanın şükrü, onların ezici kuvvetini milletin selameti,devletin bekası, din ve devlet düşmanlarının kahredilmesi yolunda kullanmaktır.

8- Ülkenin bayındır hale gelmesinin şükrü, halkın sosyal haklarını gözetmek, iş sahasını genişletmektir.

9- İlim ve maarifin şükrü, ahlaklı,terbiyeli, bilgili bir nesil yetiştirmektir.

10- Beden ve ruh afiyetinin şükrü, günlük ibadeti kusursuz yapmak, Allah adına konuşmak, O’nun adına alıp-vermek, O’nun için sevmek ve sevmemektir” dedi.
Tarihçiler Bu on Öğüt’ü Sultan Sencer’in altından Bir levhaya yazdırarak saraya astırdığı rivayet edilir.

Ameisen Bekämpfung

Ameisen sind im Allgemeinen harmlos .İm Gegensatz zu anderen İnsekten.
Aber wen sie im Haushalt vor allem in der Küche sind…
Deshalb suchen wir Lösung zur Bekämpfung. Eigentlich gibt es eine ganz einfache Methode:
Benutzen Sie Puder.İn den Gebieten,wo die Ameisen sich befinden.Ja sie haben richtig gehört!

Einfach und harmlos,mit Puder !

5 Temmuz 2008 Cumartesi

İslamiyetin Doğuşu - Çağrı - 2



İslamiyetin Doğuşu 2.Cd
The Message - İslamiyetin doğuşu
yönetmen :Moustapha Akkad

oyuncular
Anthony Quinn ... Hamza
Irene Papas ... Hind
Michael Ansara ... Abu Sofyan
Johnny Sekka ... Bilal
Michael Forest ... Khalid
Damien Thomas ... Zaid

süre 177 dk

İslamiyetin Doğuşu - Çağrı - 1



İslamiyetin Doğuşu 1.Cd
İslamiyetin Doğuşu 2.Cd
The Message - İslamiyetin doğuşu
yönetmen :Moustapha Akkad

oyuncular
Anthony Quinn ... Hamza
Irene Papas ... Hind
Michael Ansara ... Abu Sofyan
Johnny Sekka ... Bilal
Michael Forest ... Khalid
Damien Thomas ... Zaid

süre 177 dk

Ateşteki Allah Lafzı


4 Temmuz 2008 Cuma

Gerçek Zamanlı Referanslar

Web Sayfanıza yada Bloğunuza , kimler nasıl ve ne şekilde geliyor ? merak ediyorsunuzdur.
real-time-referrers.com/ Küçük bir JavaScript kodunu Web Sayfanıza Yada Bloğunuza Koyarak Bunu Görmenizi Sağlıyor. Üstelik Kayıt yok ,Ücretli değil ve 5 sn gibi bir zamanda bu işi yapmanızı sağlıyor.

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Osmanlı’da âile huzurunun kaynağı

31 Temmuz 2004 Cumartesi-Mehmet Oruç
Son yıllarda ısrarlı bir şekilde aile dinamitlenmekte. Aileyi yıkmak, parçalamak için ne gerekiyorsa yapılmakta. Aslında aile ile uğraşmak, evi otele çevirmek bindiği dalı kesmek, toplumun huzurunu bombalamak demektir. Kadının da “eşitlik” adı altında, “Eşitsizliğe” sürüklenmesidir.Bir milletin aile yapısı sağlam ise, devlet yapısı da sağlam ve uzun ömürlü olur. Bunun en güzel örneği Osmanlı toplumudur. Zaman zaman devlet bünyesinde görülen çatlaklıklar, isyanlar âile sayesinde toplumun geneline sıçramamış ve bu millet en zor dönemlerde bile içinde bulunduğu hâlden sağlam aile yapısı sayesinde rahatça silkinip ayakları üstünde durmasını bilmiştir. Ne zaman ki Osmanlı’da ailede de Batı’ya özenti başladı toplumda da huzur kalmadı. Osmanlı’da âile sağlamlığını temin eden başlıca âmil, dinimizin bildirdiği şekilde erkek ve kadının yaratılış gayelerine uygun olarak toplumda yerini almış olmasıdır. Erkek, rızkı temin için dış hizmette; hanım ise, âile yuvasını ve nesli muhâfazada içerde vazîfe görmüştür. Bu güzel iş bölümünün bir semeresi olarak da toplumun huzur kaynağı olan: “Büyüklere hürmet ve itâat, küçüklere şefkat ve muhabbet” prensibi teşekkül etmiştir.İşte bundan dolayı Osmanlı ailesi huzurluydu. Maddi sıkıntılar, geçim darlığı bu huzuru bozamıyordu. Geniş, büyük aile yapısı sevgi ve hürmeti artırıyordu. Osmanlı’nın bu huzurlu aile yapısı yabancı seyyahların da dikkatini çekmiştir. Dr. A. Brayer diyor ki: “Osmanlı’da çocuklar, yetişip olgunluk yaşına geldikleri zaman ana ve babalarının yanlarında bulunmakla iftihar ederler. Ana-babaları küçükken kendilerine nasıl şefkat gösterdilerse, çocuklar da aynı şekilde karşılık vermekle bahtiyar olurlar. Oysa diğer memleketlerde çok defa çocuklar olgunluk çağına girer girmez, ana ve babalarından ayrılırlar. Mâlî menfaatleri hususunda onlarla kıyasıya münakaşa ederler. Hattâ bazen kendileri refâh içinde yaşadıkları halde onları sefâlete yakın bir hayat içinde bırakırlar. Bunlar, ana-babalarına karşı onların kendilerini çok ihtiyaçları olduğu bir devrede âdetâ yabancılaşırlar. Sevgi saygı diye bir şey kalmaz.”Meşhur Fransız edîbi Pierro Loti, dini, kültürü ve ırkı başka olduğu halde İstanbul’da yaşayan Türkler’in, İslamî, nezih ahlâk ve âdâblarının hayranı olmuş dâimâ yazılarında bu duyguları tasvir etmiştir:“Müslüman Türkler’in hayatları, kelimenin tam mânâsı ile başka bir dünyâdır. Dünyânın başka hiçbir evinde, bir erkek hanımına bu derece saygılı ve hayran olamaz! Kadın evine o kadar düşkün, temizliğine o kadar meraklı, kocasının ev hasretini giderecek öylesine bir zekâ ve eğitime sahiptir ki, evin erkeği akşam üzeri büyük bir hasretle kapıdan girer. Kadının temizliği maddî plânda bir çiçek kadar saftır. Bu madde temizliği kadının rûh temizliğinden gelir. O kadın içki, kumar ve dış dünyâyı bilmez. Evinde mes’ûd bir hayat yaşar. Gönlünü Cenâb-ı Hakk’a, kocasına, çocuklarına bağlar. Zihnini fuzûlî şeylerden koruduğu için rahat ve huzurludur. Dolayısıyla ahlâklıdır. Böyle olunca yuvasının hürmete şâyân, şerefli bir unsuru olur.”Tahsin Ünal’ın Türk Siyasi Tarihi kitabında geçen, Amerikalı bir sosyoloğun tespiti de çok entersan: “Türklerin kısa zamanda Büyük devletler kurup uzun yıllar saltanat sürmelerinin altında, Türklerde çok kuvvetli bir aile hayatının olması yatar. Kadınla erkeği birbirine bağlayan kanundan ziyade manevi kuvvet; din, namus, iffet anlayışıdır. Her ne kadar Osmanlı’da bir erkek “üçten dokuza” sözü ile evlilik bağını koparabiliyor ise de, aklı başında bir Türk erkeğinin ağzından bu bir çift sözü almak için dokuz çift mandaya ihtiyaç vardır!..”

Yemek Duası

Dua
Yemeğe başlarken Besmele çekmek; yani “Bismillâhirrahmânirrahim” demek ve sonunda “Elhamdülillâh” demek sünnettir.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Yemekten sonra; ‘Elhamdülillâhillezî et’amenâ hâzet-ta’âme ve rezekanâ min gayr-ı havlin minnâ ve lâ kuvvete.’ duâsını okuyanın günahları affolur.”

Yemekten sonra; (Elhamdülillâhillezî eşbe’anâ ve ervânâ min-gayri-havlin minnâ ve lâ kuvveh. Allahümme at’im-hüm kemâ at’amûnâ!) duâsını okumak da çok kıymetlidir.

Yemeklerden sonra, bu duâları da içine alan şu duâyı okumak daha uygundur:

“Elhamdülillâhillezî eşbe’anâ ve ervânâ min-gayri-havlin minnâ ve lâ kuvveh. Allahümme at’im-hüm kemâ at’amûnâ. Allahümmerzuknâ kalben takıyyen, mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakıyyen velhamdülillâhi rabbil’âlemin.”

30 Haziran 2008 Pazartesi

Evlat edinmek

Evlat edinmek
Sual: Yeni doğan çocuğu evlatlık olarak almak caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Çocuğu olmayan bir bayanım. Evlatlık almak istiyorum. Nasıl yapayım?
CEVAP
Alınan evlatlık, büyüyünce erkek ise size, kız ise beyinize yabancı olur. Yabancı bir kimse ile beraber kalmak ise caiz değildir. Bu bakımdan evlatlık alırken, kardeşlerinizden birinin oğlunu veya beyinizin kardeşlerinden birinin kızını alırsanız mesele kalmaz.

Yahut, aldığınız erkek bebek, kız kardeşlerinizden birisini veya erkek kardeşlerinizden birinin hanımını emerse, sizin yeğeniniz olacağı için yabancı olmaz.

Kız bebek alınca da, beyinizin kız kardeşlerinden birisi veya kardeşlerinin hanımlarından birisi emzirirse, beyinizin yeğeni olacağı için ona yabancı olmaz.

Sual: Evlatlığa miras düşer mi?
CEVAP
Evlatlık alınan çocuk, dinen mirasçı olamaz. Ancak sağlığınızda, malınızın bir kısmını veya tamamını hediye etmenizde hiçbir mahzur yoktur.
Mal kaçırmak niyetiyle evlatlık olmak doğru değildir. Sağlığında, evlatlığa mal vermek caizdir.

Sual: Evlatlık alınan çocuğa oğlum veya kızım demek caiz midir?
CEVAP
Bu benim oğlumdur veya bu benim kızımdır demek haram olur. Fakat çağırırken, yahut onlardan bahsederken oğlum, kızım demekte mahzur yoktur.

Evlatlığa (Biz senin öz anan-baban oluruz) demek günah olur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah, evlatlıklarınızı öz oğullarınız olarak tanımadı.) [Ahzab 4]

Hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Babası olmadığını bildiği halde, kasten birine “Bu benim babam” diyene Cennet haram olur.) [Buhari]

Sual: Kızını veya oğlunu birine evlatlık verince, o çocuğun hakkı senden gidiyor mu? Yoksa devam ediyor mu?
CEVAP
Gitmez, devam eder.

Sual: Ahirette o çocuk anne babasından hak talep eder mi?
CEVAP
Elbette, kötü bir kimseye verilmişse niye namaz kılmayan içki içen birisine verdin diye sorabilir.

Çocuğu birine evlatlık verirken müslüman bir aileye ve dini öğretecek birine vermek lazım. İstenildiği zaman geri alınabilir. Çocuğu iyi terbiye edip etmediği kontrol edilmelidir. Evlatlık verince onların çocuğu olmuş olmaz. Miraslarını almaya dinen hak kazanmaz. Erkek ise evin hanımına yabancı olur, büluğa erince o evde kalamaz. Kız ise evin erkeğine yabancıdır. Baliga olunca o evde kalamaz. Bunun gibi zararları vardır.

Sual: Evlatlık öz evlat gibi olur mu? Yani yanında başı açık gezebilir mi, nikah düşer mi?
CEVAP
Evlatlık edinmenin dini bir yönü yoktur. Yani o çocuk yabancı olur. Nikah düşer, evlenilir, yanında açık durulamaz.

Sual: Üstümüze kaydı yapılan evlatlığımın ateist babası şimdi çocuğu istiyor. Vermek zorunda mıyız?
CEVAP
Hayır vermek zorunda değilsiniz. Verip de çocuğun dinsiz yetişmesine sebep olmamak gerekir.

Sual: Kızımın aldığı evlatlığa zekat verebilir miyim?
CEVAP
Kızınızın aldığı evlatlık, onun çocuğu olmadığı gibi, sizin de torununuz olmaz. Ona zekat verebilirsiniz. Hatta kızınız da ona zekat verebilir.

Kaynak:dinimizislam.com

Kimlere selam verilmez ?

Sual: Kimlere selam verilmez?

CEVAP:
Şunlara yalnız o halde iken selam verilmez:

1- Namazda olana,
2- Hutbe okuyana ve hutbeyi dinleyene,
3- Kur’an-ı kerim okuyana ve dinleyene,
4- Vaaz edene ve dinleyene,
5- Fıkıh dersi çalışana,
6- Din dersi verene ve din dersi ile meşgul olanlara,
7- Eşi ile meşgul olana,
8- Avret yeri açık olana,
9- Abdest bozmakta olana,
10- Yemek yemekte olana.
Baştan ikisi hariç, diğerlerine selam verilirse, alma mecburiyeti yoksa da, selamı almaları iyi olur.
Şunlara da, her zaman selam verilmez:
1- Yabancı kızlara ve genç kadınlara,
2- Kumarbaza ve her oyunu oynayana,
3- İçki içenlere,
4- Gıybet edenlere,
5- Çalgıcılara,
6- Fasıklara [Açıktan günah işleyenlere],
7- Yabancı kadınlara [şehvetle] bakanlara selam verilmez.
Selam verilmesi caiz olmayan bu kimseler selam verirlerse, selamları alınır, gerekince, işimiz düşünce veya karşılaşınca, fitne çıkmaması için selam verilir.
Gayrimüslimlere, ancak iş düştüğü zaman selam verilebilir ve selamları alınır.
Bid’at ehline de, ihtiyaç halinde selam verilir.
Zengine, zengin olduğu için selam vermek caiz değildir.
Dilencinin, dilenirken verdiği selamı almak gerekmez

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Rating , 10 out of 10 based on 250 ratings