Oruçluya mekruh olanlar ve olmayanlar
Sual: Oruçluya mekruh olan ve olmayan şeyler nelerdir?
CEVAP
Mekruh olanlar şunlardır:
1- Dişleri diş macunuyla fırçalamak,
2- Ramazan günü, iğne olmak, kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak gibi bir sebeple oruç bozulursa, yolcu şehrine gelirse, kadının hayzı kesilirse, akşama kadar oruçlu gibi, sakınmaları gerekir; yiyip içmeleri mekruh olur.
3- İlaçla gargara mekruhtur. Eğer namazda okumaya mani olursa, ilaçla gargara etmek mekruh olmaz. Çünkü özür vardır.
4- Cünüp olma ihtimali varken, hanımını öpmek mekruh olur. Orucu bozacak derece çok öperse haram işlemiş olur. Çünkü orucu mazeretsiz bozmak haramdır.
Oruçluya mekruh olmayanlar:
1- Gece ihtilam olup, sahura kalkınca, imsak vaktine az kalmışsa, önce yemek yense, imsak çıktıktan sonra gusledilse, yani oruca cünüpken başlansa sahih olur. Daha sonra gusletmek caizdir.
2- Bozulursa kefaret olmasın diye, Ramazan orucuna imsak vaktinden sonra niyet etmek caizdir.
3- Ramazanda yatsıdan sonra hanımıyla beraber olunsa daha sonra geç vakitte uyuyup biraz sonra guslederiz dense, uyandıklarında da güneş doğmuş olsa, oruçlarına zarar gelmez. Fakat namaz kılmak için ilk fırsatta yıkanmak gerekir.
4- Orucun aksamaması için hayzı ilaçla geciktirmek caizdir.
5- Oruçluyken hayzı başlayan kadın, oruçlu gibi durmaz, yiyip içebilir
Kaynak:dinimizislam.com
10 Eylül 2008 Çarşamba
İcad-i Çorba Tarifi
Evimizde bazen yaptığınız yemekler yenmez. Bir an önce çöpe atıp kurtulmak istersiniz.
Lakin Bundan sonra atmadan önce bir düşünün.
Bu gibi durumlarda mutlaka bir değerlendirme yolu vardır.
Örnek:
4 Kişilik
Nohut ve pilav arttı diyelim, ne yapsak diye düşünüyor iseniz. Buyurun çorba yapalım
Artan malzemenizin yanında
2 lt sıcak su ( Et suyu olursa daha güzel olur )
1 Yumurta
3 Yemek kaşığı yoğurt
2 Yemek kaşığı Un
Biraz limon
Zevkinize göre Baharat
Yumurta , un ve yoğurt ile baharatları beraber Karıştırın biraz Limon İlave edin.
Kalan Malzemelerimizi suyun içine boşaltarak diğer ilave malzemelerle beraber kısık ateşte karıştırmaya başlayın.Baharatları da ilave edebilirsiniz.
Kaynama noktasına kadar devam edin. Kesinlikle kaynamasın.
( Yoğurt ve yumurta kesilir )
Afiyet Olsun
Lakin Bundan sonra atmadan önce bir düşünün.
Bu gibi durumlarda mutlaka bir değerlendirme yolu vardır.
Örnek:
4 Kişilik
Nohut ve pilav arttı diyelim, ne yapsak diye düşünüyor iseniz. Buyurun çorba yapalım
Artan malzemenizin yanında
2 lt sıcak su ( Et suyu olursa daha güzel olur )
1 Yumurta
3 Yemek kaşığı yoğurt
2 Yemek kaşığı Un
Biraz limon
Zevkinize göre Baharat
Yumurta , un ve yoğurt ile baharatları beraber Karıştırın biraz Limon İlave edin.
Kalan Malzemelerimizi suyun içine boşaltarak diğer ilave malzemelerle beraber kısık ateşte karıştırmaya başlayın.Baharatları da ilave edebilirsiniz.
Kaynama noktasına kadar devam edin. Kesinlikle kaynamasın.
( Yoğurt ve yumurta kesilir )
Afiyet Olsun
6 Eylül 2008 Cumartesi
Hastaların Oruç Tutması
Sual: Teyzemin böbreğinde taş olduğu için doktor devamlı su içmesi gerektiğini söylemiş. Eğer fidye vermesi gerekiyorsa ne kadar ve ne vermeli? Bu fidyeyi bana vermesi uygun olur mu?
CEVAP
Oruç tutamayacak kadar hasta ise 30 günlük Ramazan için 53 kg un verir. Yahut değerini altın olarak verir. Siz fakirseniz size de verebilir.
Sual: Kalb rahatsızlığım var. Normalde oruç tutabiliyorum. Kalb krizinden endişe ediyorum. Fidye verip, oruç tutmasam olur mu?
CEVAP
Oruç tutabilenin fidye vermesi caiz olmaz. Kalb hastalığında, göğüs üzerine nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam deriden içeri girdiği için orucu bozmaz. Kriz gelirse ağızdan alınan ilaçlar alınarak oruç bozulur. Yani tutabildiğiniz kadar oruç tutmalısınız.
Sual: Ramazanda rahatsızlık sebebiyle tutamadığım 10 günlük orucu kaza ederken, peş peşe mi tutmam gerekir?
CEVAP
Peş peşe tutmanız gerekmez, fırsat buldukça tutarsınız.
Sual: Düzenli olarak iğne kullanması gereken hasta, tutamadığı bu Ramazan oruçlarını nasıl ödemesi gerekir?
CEVAP
Bir aylık 53 kg un verir, yahut değeri kadar altın. Hasta zengin değilse bunu da vermez, dua eder.
Sual: Babam rahatsızlığı sebebiyle son iki yıla ait Ramazan-ı şerif orucunu tutamadı. Halen oruç tutamayacak durumda. Yaşı ilerlemiş olduğundan tekrar sıhhatine kavuşması şu an zor gözüküyor. Dinen zengindir. Ne yapması gerekir?
CEVAP
Oruç fidyesi verir, fakat iyi olduğu zaman, yine oruç tutması gerekir. Bir aylık oruç için 53 kg un vermesi gerekir, bir veya birkaç fakire verir.
Sual: Bir hasta, ilaç alarak orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Çünkü dinimizin bildirdiği bir özürle, yani zaruretle oruç bozulunca yalnız kaza gerekir. Fakat basit bir şey için oruç bozulursa kefaret de gerekir.
Sual: Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?
CEVAP
İmsaktan sonra, ezan okunurken, ne yaptığınızı bilmeden orucu bozmuşsanız kaza gerekir. Eğer orucu bozduğunu biliyorsanız, kefaret gerekir. Anlattığınız depresyon halinden sanki şuursuz olarak bozduğunuz anlaşılmaktadır. Şuursuz bozulunca da kaza gerekir.
Sual: Morfinle dişini çektirdikten sonra, "orucum bozuldu" diye yiyip içene kefaret mi gerekir?
CEVAP
Kefaret gerekmez, kaza gerekir. Bir hastalık sebebiyle de iğne yapılınca oruç bozulur ve kaza lazım gelir. Oruç bozulduktan sonra yiyip içmek, kefaret gerektirmez.
Sual: Ramazanda oruç tutarken ağır hastalanan kimseye su vermek caiz midir?
CEVAP
Caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruçlu iken vefat edene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.) [Deylemi]
Ramazan-ı şerif haricinde ölüm halindeki oruçlu hastalara, su vermek müstehaptır.
Sual: Bacağına ameliyatla protez takılan bir hastanın Ramazan ayı içerisinde göründüğü kadarı ile bir ağrısı ve sızısı olmadığı takdirde namaz kılıp oruç tutmasına engel teşkil eder mi?
CEVAP
Teşkil etmez. Ayakta kılamazsa oturarak kılar.
Sual: Ölüm hastası oruçlu kimseye zemzem vermek lazım mı?
CEVAP
Oruçlu ölmesi evladır.
Sual: Açlığa veya susuzluğa dayanamadığı için kaza orucunu bozmak, günah olur mu?
CEVAP
Gerçekten dayanamadığı için bozarsa, günah olmaz.
Sual: Bir fakir, aldığı oruç fidyelerini başka fakire verebilir mi?
CEVAP
Evet verebilir.
Sual: Bir kimse, rahatsızlığından dolayı Ramazan ayında oruç tutamasa, iyileşince kaza edecek olsa, yine de, Ramazan ayında tutamadığı oruçların fidyesini vermesi gerekir mi?
CEVAP
Hayır, kaza edecek gücü olan, fidye vermez. Fidye verse bile, iyileşince kaza etmesi gerekir.
CEVAP
Oruç tutamayacak kadar hasta ise 30 günlük Ramazan için 53 kg un verir. Yahut değerini altın olarak verir. Siz fakirseniz size de verebilir.
Sual: Kalb rahatsızlığım var. Normalde oruç tutabiliyorum. Kalb krizinden endişe ediyorum. Fidye verip, oruç tutmasam olur mu?
CEVAP
Oruç tutabilenin fidye vermesi caiz olmaz. Kalb hastalığında, göğüs üzerine nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam deriden içeri girdiği için orucu bozmaz. Kriz gelirse ağızdan alınan ilaçlar alınarak oruç bozulur. Yani tutabildiğiniz kadar oruç tutmalısınız.
Sual: Ramazanda rahatsızlık sebebiyle tutamadığım 10 günlük orucu kaza ederken, peş peşe mi tutmam gerekir?
CEVAP
Peş peşe tutmanız gerekmez, fırsat buldukça tutarsınız.
Sual: Düzenli olarak iğne kullanması gereken hasta, tutamadığı bu Ramazan oruçlarını nasıl ödemesi gerekir?
CEVAP
Bir aylık 53 kg un verir, yahut değeri kadar altın. Hasta zengin değilse bunu da vermez, dua eder.
Sual: Babam rahatsızlığı sebebiyle son iki yıla ait Ramazan-ı şerif orucunu tutamadı. Halen oruç tutamayacak durumda. Yaşı ilerlemiş olduğundan tekrar sıhhatine kavuşması şu an zor gözüküyor. Dinen zengindir. Ne yapması gerekir?
CEVAP
Oruç fidyesi verir, fakat iyi olduğu zaman, yine oruç tutması gerekir. Bir aylık oruç için 53 kg un vermesi gerekir, bir veya birkaç fakire verir.
Sual: Bir hasta, ilaç alarak orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Çünkü dinimizin bildirdiği bir özürle, yani zaruretle oruç bozulunca yalnız kaza gerekir. Fakat basit bir şey için oruç bozulursa kefaret de gerekir.
Sual: Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?
CEVAP
İmsaktan sonra, ezan okunurken, ne yaptığınızı bilmeden orucu bozmuşsanız kaza gerekir. Eğer orucu bozduğunu biliyorsanız, kefaret gerekir. Anlattığınız depresyon halinden sanki şuursuz olarak bozduğunuz anlaşılmaktadır. Şuursuz bozulunca da kaza gerekir.
Sual: Morfinle dişini çektirdikten sonra, "orucum bozuldu" diye yiyip içene kefaret mi gerekir?
CEVAP
Kefaret gerekmez, kaza gerekir. Bir hastalık sebebiyle de iğne yapılınca oruç bozulur ve kaza lazım gelir. Oruç bozulduktan sonra yiyip içmek, kefaret gerektirmez.
Sual: Ramazanda oruç tutarken ağır hastalanan kimseye su vermek caiz midir?
CEVAP
Caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruçlu iken vefat edene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.) [Deylemi]
Ramazan-ı şerif haricinde ölüm halindeki oruçlu hastalara, su vermek müstehaptır.
Sual: Bacağına ameliyatla protez takılan bir hastanın Ramazan ayı içerisinde göründüğü kadarı ile bir ağrısı ve sızısı olmadığı takdirde namaz kılıp oruç tutmasına engel teşkil eder mi?
CEVAP
Teşkil etmez. Ayakta kılamazsa oturarak kılar.
Sual: Ölüm hastası oruçlu kimseye zemzem vermek lazım mı?
CEVAP
Oruçlu ölmesi evladır.
Sual: Açlığa veya susuzluğa dayanamadığı için kaza orucunu bozmak, günah olur mu?
CEVAP
Gerçekten dayanamadığı için bozarsa, günah olmaz.
Sual: Bir fakir, aldığı oruç fidyelerini başka fakire verebilir mi?
CEVAP
Evet verebilir.
Sual: Bir kimse, rahatsızlığından dolayı Ramazan ayında oruç tutamasa, iyileşince kaza edecek olsa, yine de, Ramazan ayında tutamadığı oruçların fidyesini vermesi gerekir mi?
CEVAP
Hayır, kaza edecek gücü olan, fidye vermez. Fidye verse bile, iyileşince kaza etmesi gerekir.
Rahatsızım, oruç tutmasam günah olur mu?

CEVAP
Orucun, birçok hastalığa faydalı olduğu, tıp mütehassısları tarafından açıklanmıştır. Hadis-i şerifte, (Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur) buyuruldu. (Beyheki)
Zekat veren, malını kirden temizleyip, tehlikelerden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudunu hastalıklardan korur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sağlığa kavuşmak için oruç tutunuz!) [Taberani]
Midesinden veya başka bir yerinden rahatsızlığı olan bazı kimseler, hastalıklarını bahane ederek oruç tutmuyorlar. Oruç tutmanın kendisine zararı olup olmayacağını bilemeyen hasta, salih ve branşında mütehassıs olan doktora sorar. Böyle bir doktor, “Oruç tutmak sana zarar verir” derse, orucunu kazaya bırakır. Salih olmayan doktorun sözü ile hareket edilmez. Doktorun açıkladığı gibi, ilaç kullanan hastalar da ilaçların dozunu sahur ve iftara göre ayarlayarak oruçlarını tutabilirler. Oruç tutmaya mani olan hastalık çok azdır. Bu bakımdan salih bir doktora sormadan, orucu kazaya bırakmamalı!
Kaynak:Dinimizislam.com
Orucun, birçok hastalığa faydalı olduğu, tıp mütehassısları tarafından açıklanmıştır. Hadis-i şerifte, (Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur) buyuruldu. (Beyheki)
Zekat veren, malını kirden temizleyip, tehlikelerden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudunu hastalıklardan korur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sağlığa kavuşmak için oruç tutunuz!) [Taberani]
Midesinden veya başka bir yerinden rahatsızlığı olan bazı kimseler, hastalıklarını bahane ederek oruç tutmuyorlar. Oruç tutmanın kendisine zararı olup olmayacağını bilemeyen hasta, salih ve branşında mütehassıs olan doktora sorar. Böyle bir doktor, “Oruç tutmak sana zarar verir” derse, orucunu kazaya bırakır. Salih olmayan doktorun sözü ile hareket edilmez. Doktorun açıkladığı gibi, ilaç kullanan hastalar da ilaçların dozunu sahur ve iftara göre ayarlayarak oruçlarını tutabilirler. Oruç tutmaya mani olan hastalık çok azdır. Bu bakımdan salih bir doktora sormadan, orucu kazaya bırakmamalı!
Kaynak:Dinimizislam.com
2 Eylül 2008 Salı
Orucu bozan seyler
Sual: Ramazan orucunu bozan şeyler nelerdir?
CEVAP
Ramazan orucunu bozup, yalnız kaza gerektiren şeyler şunlardır:
1- Boğaza kar ve yağmur kaçması,
2- Astım spreyi kullanmak,
3- Zorla bozdurulmak,
4- Burna sıvı ilâç koymak,
5- Burna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.]
6- Mukimken başladığı orucu, seferde bozmak,
7- Ud ağacını, amberle tütsülenip dumanını çekmek,
8- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek,
9- Kulağın içine ilâç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak,
10- Derideki yaraya konan ilâcın sindirim yoluna girmesi,
11- Vücuda ilaç şırınga etmek,
12- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak,
13- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması,
14- İmsak vakti bittiğini bilmeden yiyip içmek,
15- Güneş battı zannederek orucunu bozmak,
16- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak,
17- Burna çekilen suyun ağızdan çıkması,
18- Abdest alırken boğaza su kaçması,
19- Kâğıt, taş, pamuk, ot, pişmemiş pirinç gibi ilaç ve gıda olmayan şeyi yutmak,
20- Makattan fitil kullanmak,
21- Oruçlu olduğunu unutup yediğinde, orucu bozuldu sanarak, bilerek yemeye devam etmek,
22- İmsak vaktinden sonra niyet edenin, gün içinde orucunu bozması,
23- Denize girince veya guslederken vücudun içine su girmesi, [Hanbelî’de bozmaz.]
24- Dil altına konan ilacı emmek,
25- Makata konan pamuğun veya başka şeyin hepsinin içeri girmesi,
26- Basur memesinin, taharetlendikten sonra, ıslak olarak içeriye girmesi,
27- Mastürbasyon yapmak,
28- Vücuda giren ultrason veya endoskopi cihazında ilaç, merhem olması,
29- Lavman yaptırmak, [Maliki’de bozmaz.]
30- Özel olarak su buharı teneffüs etmek,
31- Yaş parmağı, ön veya arka tarafa sokmak, [Hanbelî’de bozmaz.]
32- Burundan genze giden kanı yutmak,
33- Açlığa veya susuzluğa dayanamayarak orucu bozmak.
34- Oruçluyken taharette mübalağa edip içeriye suyun kaçması.
35- Bayılanı ayıltmak için veya uyuyanın ağzına su akıtmak.
36- Seferde iken kasten orucunu bozana kefaret gerekmez, sadece kaza gerekir. Çünkü seferde oruç tutmak farz değildir.
37- Kasten orucunu bozan, sonradan oruç tutmamayı mubah kılacak bir hâl başına gelse, mesela kadının hayzı başlasa yahut oruç tutamayacak kadar hastalansa yalnız kaza gerekir. Fakat orucunu bozup sefere çıksa, kefaret gerekir; çünkü sefere çıkmak semavi bir özür değildir.
Kaynak: dinimizislam
CEVAP
Ramazan orucunu bozup, yalnız kaza gerektiren şeyler şunlardır:
1- Boğaza kar ve yağmur kaçması,
2- Astım spreyi kullanmak,
3- Zorla bozdurulmak,
4- Burna sıvı ilâç koymak,
5- Burna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.]
6- Mukimken başladığı orucu, seferde bozmak,
7- Ud ağacını, amberle tütsülenip dumanını çekmek,
8- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek,
9- Kulağın içine ilâç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak,
10- Derideki yaraya konan ilâcın sindirim yoluna girmesi,
11- Vücuda ilaç şırınga etmek,
12- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak,
13- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması,
14- İmsak vakti bittiğini bilmeden yiyip içmek,
15- Güneş battı zannederek orucunu bozmak,
16- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak,
17- Burna çekilen suyun ağızdan çıkması,
18- Abdest alırken boğaza su kaçması,
19- Kâğıt, taş, pamuk, ot, pişmemiş pirinç gibi ilaç ve gıda olmayan şeyi yutmak,
20- Makattan fitil kullanmak,
21- Oruçlu olduğunu unutup yediğinde, orucu bozuldu sanarak, bilerek yemeye devam etmek,
22- İmsak vaktinden sonra niyet edenin, gün içinde orucunu bozması,
23- Denize girince veya guslederken vücudun içine su girmesi, [Hanbelî’de bozmaz.]
24- Dil altına konan ilacı emmek,
25- Makata konan pamuğun veya başka şeyin hepsinin içeri girmesi,
26- Basur memesinin, taharetlendikten sonra, ıslak olarak içeriye girmesi,
27- Mastürbasyon yapmak,
28- Vücuda giren ultrason veya endoskopi cihazında ilaç, merhem olması,
29- Lavman yaptırmak, [Maliki’de bozmaz.]
30- Özel olarak su buharı teneffüs etmek,
31- Yaş parmağı, ön veya arka tarafa sokmak, [Hanbelî’de bozmaz.]
32- Burundan genze giden kanı yutmak,
33- Açlığa veya susuzluğa dayanamayarak orucu bozmak.
34- Oruçluyken taharette mübalağa edip içeriye suyun kaçması.
35- Bayılanı ayıltmak için veya uyuyanın ağzına su akıtmak.
36- Seferde iken kasten orucunu bozana kefaret gerekmez, sadece kaza gerekir. Çünkü seferde oruç tutmak farz değildir.
37- Kasten orucunu bozan, sonradan oruç tutmamayı mubah kılacak bir hâl başına gelse, mesela kadının hayzı başlasa yahut oruç tutamayacak kadar hastalansa yalnız kaza gerekir. Fakat orucunu bozup sefere çıksa, kefaret gerekir; çünkü sefere çıkmak semavi bir özür değildir.
Kaynak: dinimizislam
29 Ağustos 2008 Cuma
Hastalıkta Oruç
Sual: Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta, orucunu nasıl tutar? Tutamazsa kime ne kadar para verir?
CEVAP
Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, oruç tutmaz; ama yine herkesin gözü önünde yiyip içmemeli, gizli yiyip içmelidir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir.) [Nesai]
Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, dua eder. Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Bir fıtra miktarı un, 1750 gram, hurma ve üzüm için 3500 gramdır. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın, tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya sonunda verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen tutamadığı oruçlarını kaza eder. (Nehr-ül-fâık)
Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamayan zenginin, bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasiyet eder. Velisi de, onun, tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değeri kadar altın verir. (Bedâyi)
Sual: Oruç tutamayan hasta fidyeyi ne zaman verir?
CEVAP
Her zaman verebilir. Ramazanın içinde verilebilir
kaynak: dinimizislam.com
CEVAP
Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, oruç tutmaz; ama yine herkesin gözü önünde yiyip içmemeli, gizli yiyip içmelidir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir.) [Nesai]
Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, dua eder. Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Bir fıtra miktarı un, 1750 gram, hurma ve üzüm için 3500 gramdır. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın, tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya sonunda verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen tutamadığı oruçlarını kaza eder. (Nehr-ül-fâık)
Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamayan zenginin, bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasiyet eder. Velisi de, onun, tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değeri kadar altın verir. (Bedâyi)
Sual: Oruç tutamayan hasta fidyeyi ne zaman verir?
CEVAP
Her zaman verebilir. Ramazanın içinde verilebilir
kaynak: dinimizislam.com
28 Ağustos 2008 Perşembe
Hamile oruç tutabilir mi?
Sual: Hamile oruç tutabilir mi?
CEVAP
Hasta, hastalığı artacak ise; hamile veya süt veren kadın, zayıf olursa, oruç tutmayıp, iyi olunca kaza eder. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hasta, çocuğuna zarar gelmesinden korkan hamile kadın, oruca gücü yetmeyen ihtiyar, oruç tutarsa öleceğinden korkan çok zayıf kimse oruç tutmaz.) [Deylemi]
(Gebe ve emzikli kadın, kendisinin veya çocuğun sıhhatine zarar gelecekse, oruç tutmaz.) [Buhari, Ebu Davud]
(Allahü teâlâ, gebe ve emzikli kadına oruç tutmamak için ruhsat vermiştir.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
kaynak: dinimizislam.com
CEVAP
Hasta, hastalığı artacak ise; hamile veya süt veren kadın, zayıf olursa, oruç tutmayıp, iyi olunca kaza eder. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hasta, çocuğuna zarar gelmesinden korkan hamile kadın, oruca gücü yetmeyen ihtiyar, oruç tutarsa öleceğinden korkan çok zayıf kimse oruç tutmaz.) [Deylemi]
(Gebe ve emzikli kadın, kendisinin veya çocuğun sıhhatine zarar gelecekse, oruç tutmaz.) [Buhari, Ebu Davud]
(Allahü teâlâ, gebe ve emzikli kadına oruç tutmamak için ruhsat vermiştir.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
kaynak: dinimizislam.com
27 Ağustos 2008 Çarşamba
Sifali bitkiler
Şifalı bitki, sebze ve meyveler
Sual: Hadis-i şeriflerde tavsiye edilen sebze ve meyveler hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
Bazıları şöyledir:
(Kuru üzüm, safra açar, balgamı söker, sinirleri kuvvetlendirir ve sıkıntıyı giderir.) [Ebu Nuaym, Deylemi]
(Kavun, karpuzda on özellik var: yemek, içmek, koku, meyve, çöğen, mesaneyi yıkar, karnı yıkar, iç hastalıklarına iyi gelir ve cildi temizler.) [Deylemi, İ. Rafii]
(Yemekten önce kavun karpuz yemek şifadır.) [İ. Asakir]
(Zeytinyağı 70 derde devadır.) [Ebu Nuaym, Deylemi]
(Zeytinyağı ile tedavi basura faydalıdır.) [Taberani, Ebu Nuaym]
(Zeytinyağı ile tedavi olun.) [Hâkim]
(Zeytinyağını yiyin ve onunla yağlanın. O, mübarek, bereketli bir ağacın meyvesinden çıkar.) [Tirmizi, İbni Mace]
(Sarmısak yiyin ve onunla tedavi olun. Çünkü o, 70 derde devadır. Eğer bana melek gelmeseydi, elbette ben de yerdim.) [Deylemi, Tirmizi, Hakim]
(Soğan-sarmısak yemek haram değildir. Fakat kokusu gitmeden mescidimize yaklaşmayın!) [İbni Huzeyme]
(Kabak dimağı besler, aklı artırır.) [Deylemi, İ.Münavi]
(Kabak, baş ağrısına iyidir. Mercimeğe 70 Peygamber dua etmiştir.) [Nesai, Müslim Taberani, Deylemi, İ. Gazali]
Hazret-i Enes anlatır: (Resulullahın çorba içinde kabakları bulup yediğini gördüğümden beri Kabağı severim.) [Buhari, Müslim, Muvatta, Ebu Davud, Tirmizi]
(Yemeklerin seyyidi [üstünü] et ve pirinçtir.) [Tirmizi, Hakim, Ebu Nuaym]
(Acve hurması zehire karşı, küm'e mantarının suyu göze şifadır.) [Buhari, Tirmizi, Nesai, İbni Mace, İ. Ahmed, Deylemi, İ. Münavi]
(Lohusa hurma yerse, çocuklar sakin olur. Hazret-i İsa'nın doğumunda Hazret-i Meryem hurma yedi. Daha iyisi olsa idi, Allahü teâlâ onu verirdi.) [Hatib]
(Lohusaya taze hurma, hastaya, bal gibi şifalı bir şey yoktur.) [Ebu Nuaym]
(Mantar suyu göze şifadır.) [Buhari, Müslim,Tirmizi, Nesai, İbni Mace, İ.Ahmed, İbni Meniy, Z.Makdisi]
(İncir kulunca iyi gelir.) [Deylemi]
(Çörek otuna devam edin. Zira onda ölümden başka her derde şifa vardır.) [Ebu Nuaym]
Resulullah rahatsızlanınca bir avuç çörek otunu ağzına koyup bal ile su içerdi. (Hatib)
(Çörek otu dertlere şifadır.) [İbni Sünni]
(Zemzem ve çörek otu her derde şifadır.) [Deylemi, İbni Sünni]
(Zemzem, içenin niyetine göre şifa verir, susuzluğu gidermek için içenin susuzluğunu giderir. Şerden korunmak için içen, şerden korunur. Açlığı gidermek için içeni doyurur, hastalık için içene şifadır.) [Hakim]
(Yemeğe tuzla başlamak ve bitirmek 70 hastalığa şifadır.) [R. Nasıhin]
(İnek sütü şifa, yağı ilaçtır.) [Beyheki]
(Sütlü gıdalar, hastanın kalbini ferahlandırır.) [Şir’a]
(Süt içen hamilenin oğlu olursa kalbi temiz, kız olursa güzel olur.) [Ebu Nuaym]
Sual: Nebati gıdalar yemek iyi midir?
CEVAP
Nebati gıdalar yemek elbette çok iyidir. İbrahim Nehai hazretleri, (Nebati gıda bulunmayan sofra, akılsız ihtiyara benzer) buyuruyor. (Mal ve evladının çok olmasını isteyen, bitkisel gıda çok yesin) buyurulmuştur. Sofrada bitkisel gıda, yeşillik bulundurmak müstehaptır. (Nebati gıda, yeşillik bulunan sofrada melekler de hazır olur) buyuruldu.
Cenab-ı Hak, hiçbir otu sebepsiz, lüzumsuz yaratmamıştır. Her meyve, sebze ve bitkinin çeşitli faydaları vardır. Birkaçının faydası şöyle:
Çörek otu, çeşitli hastalıklara şifa verir. Ekmek ile yenilirse sancıları giderir, baş ağrısını dindirir. Karın ağrısına, üşütmeye iyi gelir. Unutkanlığı giderir. Âdet söktürücü ve kanı sulandırıcıdır. Ayrıca, basur rahatsızlığına iyi gelir. Gözü kuvvetlendirir, görme bozukluğunu önler.
İncir, tayyib bir yemiş, latif bir gıdadır. Hazmı kolay, faydası çok bir devadır. Kalbe ferahlık verir, kuluncu, sindirim organı sancılarını giderir. Kabızlığı önler, balgamı eritir, böbrekleri temizler, mesanedeki kumları yok eder. Karaciğer ve dalağın tıkanan deliklerini açar, basuru izale eder, nekrise, romatizmaya faydalıdır. Her sabah aç karnına bir tane yemelidir.
Ayva, kalbdeki sıkıntıyı giderir, mideyi kuvvetlendirir, idrar söker, zafiyeti önler, hazmı kolaylaştırır, bulantıyı keser, fakat dişlere ve bağırsaklara zararlıdır. Hamile iken ayva yiyenin çocuğu güzel olur. Kompostosu çocuk ishaline çok tesirlidir.
Armut, mideyi kuvvetlendirir, hazmı kolaylaştırır, ferahlık verir. Barsak parazitine de etkilidir.
Elma, akli bozuklukları ve teneffüs yolları rahatsızlıklarını azaltır, diş çürümesini önler.
Kuru üzüm, sinirleri kuvvetlendirir, safra açar, balgamı söker, yorgunluğu giderir, ağız kokusunu giderir, zihni açar. Fıstıkla beraber yenirse, hafızayı kuvvetlendirir. Ekmekle yemeye devam edilirse hastalanmayı önler.
Kavun, karpuz böbrekleri ve mideyi temizler, baş ağrısını giderir. Solucan düşürür. Gözlere kuvvet verir, iştah açar.
Kereviz, hafızayı kuvvetlendirir, unutkanlığı giderir, idrar söker, karaciğeri temizler, gaz giderir, kan ve süt yapar. Tohumları idrar tutulmasına iyi gelir.
Kabak, dimağı ve aklı kuvvetlendirir.
Nar, mideyi temizler, göğsü yumuşatır, öksürüğe iyi gelir. Çarpıntıya iyidir. Et kısmı ile birlikte sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.
Sirke, safrayı giderir, balgamı keser, şehveti kırar.
Enginar, safra taşını eritir, kanı temizler, damar sertliğine iyi gelir. Dimağa kuvvet verir.Ter kokusunu da giderir.
Bir memlekete gelenin, önce biraz çiğ soğan yemesi sıhhate iyidir. Soğan, mikroplara karşı koyma gücünü arttırır. Soğandan sonra kereviz yenirse, kötü kokusunu giderir.
Turp, idrar söker, hazmı kolaylaştırır, sarılığı giderir, göze kuvvet verir. Rendelenen siyah turp sıkılır, suyu aç iken, birer çay bardağı birkaç gün içilirse, büyük-küçük her taşı eritir.
Havuç, kansızlığa, kabızlığa iyi gelir. Göz ve cilt hastalıklarını önler.
Limon, içinde C vitamini olduğu için, skorbüt ve kanamalarda, soğuğa karşı ve yorgunlukta, romatizmada, ruh hastalıklarında faydalıdır. Greyfurtun faydası daha çoktur.
Sarmısak, sayılamayacak kadar çok faydası olan süper bir bitkidir. Soyulmuş bir avuç sarmısak, akşam bir litre süt ile, pelte haline gelene kadar kaynatılır, nemlenmesi için sabaha kadar bahçede bırakılır. Süt kısmı, aç iken [bir veya birkaç defada] içilirse kansere iyi gelir. Bu işe bir hafta devam edilebilir.
Kudret narı, mide ülserine karşı çok iyi ilaçtır. İkisi doğranıp, şişedeki bir litre zeytin yağına konur. Şişe, güneşte bırakılır. Bir ay sonra, sabahları aç iken, bir çorba kaşığı içip, bir saat hareketsiz sırt üstü yatılır.
Şeftali çekirdeğinin içi, 3-5 tanesi sabahları aç karnına yenirse, basura çok faydalıdır. Bir ay kadar devam etmelidir.
Basur için 50 gr kara helile tozu, sabah açken ve yatarken birer gram yutulur. Hadis-i şerifte (Kara helile, acı ise de her derde devadır) buyuruldu. (Hakim)
Her meyve ve her yiyeceği çok yemek zararlıdır. Yiyip içme bilgisini öğrenmek, ibadet bilgisini öğrenmekten önce gelir. Hadis-i şerifte, (Hastalıkların başı çok yemektir. İlaçların başı perhizdir.) buyuruldu. (S. Ebediyye)
Böbrek taşına etkili ilaç
Sual: Böbrekteki taş ve kum için doktordan başka bir tavsiyeniz var mıdır?
CEVAP
Siyah turpun suyu çıkarılır. Aç iken birer çay bardağı, birkaç gün içilir. Büyük, küçük taşları eritir. Tecrübe edilmiştir. Böbrek taşını parçalamak için şekerli karpuz suyu içilir. Mantar, kaymak, keşkek, beyaz peynir, balık, pelte ve sütlü şeyler böbreklerde taş ve kum yapar. Bunları yememeli. Tuzlu, kireçli su içmemeli. Bayat et, sığır, pirinçli yemekler yasaktır. Kara nohut suyu, tarçın suyu veya mahlep, anason, kimyon yenir veya suları içilirse ve çemen ekmek ile yenirse, böbrekteki ve mesanedeki taşları parçalayıp döker. Hulbe yemek de böbrek taşlarını parçalar, öksürüğü keser.
Sabahları aç iken bir çorba kaşığı badem yağı içmek böbrek ve mesane taşlarını düşürür. Bir fincan zeytin yağı içmek de kumları döker.
Eşkina balık taşı: Büyüklüğüne göre, 5 veya 8 adet eşkina taşı alınır, yarım litre limon suyu sıkılarak cam şişeye doldurulur. İlacın kullanımı acil ise, taşlar ezilerek toz haline getirilir. Acil değil ise 4 parça yapılıp, limon suyunun içine konarak bir fincan sızma zeytin yağı da ilave edilerek yaz mevsimi ise buz dolabında 4,5 ayarında iki gün, kış günü ise donmayacak şekilde dışarıda 1-2 gün bekletilir.
İlaç her sabah idrara çıktıktan sonra, aç karnına limonata bardağının 2/3 oranda doldurularak içilir. İçmeden önce bir fincan zeytinyağı içilmesi iyi olur. Ağır mide rahatsızlığı ve ameliyatı olanlar dikkat etmeli veya doktora danışmalı.
Sual: Meyve yemekten sonra mı yenir?
CEVAP
Âdete ve şahsın durumuna göre değişir. Önce de, sonra da, yemek arasında da yenir. İmam-ı Gazali hazretleri yemekten önce yemeyi tavsiye etmektedir.
Sual: Hadis-i şeriflerde tavsiye edilen sebze ve meyveler hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
Bazıları şöyledir:
(Kuru üzüm, safra açar, balgamı söker, sinirleri kuvvetlendirir ve sıkıntıyı giderir.) [Ebu Nuaym, Deylemi]
(Kavun, karpuzda on özellik var: yemek, içmek, koku, meyve, çöğen, mesaneyi yıkar, karnı yıkar, iç hastalıklarına iyi gelir ve cildi temizler.) [Deylemi, İ. Rafii]
(Yemekten önce kavun karpuz yemek şifadır.) [İ. Asakir]
(Zeytinyağı 70 derde devadır.) [Ebu Nuaym, Deylemi]
(Zeytinyağı ile tedavi basura faydalıdır.) [Taberani, Ebu Nuaym]
(Zeytinyağı ile tedavi olun.) [Hâkim]
(Zeytinyağını yiyin ve onunla yağlanın. O, mübarek, bereketli bir ağacın meyvesinden çıkar.) [Tirmizi, İbni Mace]
(Sarmısak yiyin ve onunla tedavi olun. Çünkü o, 70 derde devadır. Eğer bana melek gelmeseydi, elbette ben de yerdim.) [Deylemi, Tirmizi, Hakim]
(Soğan-sarmısak yemek haram değildir. Fakat kokusu gitmeden mescidimize yaklaşmayın!) [İbni Huzeyme]
(Kabak dimağı besler, aklı artırır.) [Deylemi, İ.Münavi]
(Kabak, baş ağrısına iyidir. Mercimeğe 70 Peygamber dua etmiştir.) [Nesai, Müslim Taberani, Deylemi, İ. Gazali]
Hazret-i Enes anlatır: (Resulullahın çorba içinde kabakları bulup yediğini gördüğümden beri Kabağı severim.) [Buhari, Müslim, Muvatta, Ebu Davud, Tirmizi]
(Yemeklerin seyyidi [üstünü] et ve pirinçtir.) [Tirmizi, Hakim, Ebu Nuaym]
(Acve hurması zehire karşı, küm'e mantarının suyu göze şifadır.) [Buhari, Tirmizi, Nesai, İbni Mace, İ. Ahmed, Deylemi, İ. Münavi]
(Lohusa hurma yerse, çocuklar sakin olur. Hazret-i İsa'nın doğumunda Hazret-i Meryem hurma yedi. Daha iyisi olsa idi, Allahü teâlâ onu verirdi.) [Hatib]
(Lohusaya taze hurma, hastaya, bal gibi şifalı bir şey yoktur.) [Ebu Nuaym]
(Mantar suyu göze şifadır.) [Buhari, Müslim,Tirmizi, Nesai, İbni Mace, İ.Ahmed, İbni Meniy, Z.Makdisi]
(İncir kulunca iyi gelir.) [Deylemi]
(Çörek otuna devam edin. Zira onda ölümden başka her derde şifa vardır.) [Ebu Nuaym]
Resulullah rahatsızlanınca bir avuç çörek otunu ağzına koyup bal ile su içerdi. (Hatib)
(Çörek otu dertlere şifadır.) [İbni Sünni]
(Zemzem ve çörek otu her derde şifadır.) [Deylemi, İbni Sünni]
(Zemzem, içenin niyetine göre şifa verir, susuzluğu gidermek için içenin susuzluğunu giderir. Şerden korunmak için içen, şerden korunur. Açlığı gidermek için içeni doyurur, hastalık için içene şifadır.) [Hakim]
(Yemeğe tuzla başlamak ve bitirmek 70 hastalığa şifadır.) [R. Nasıhin]
(İnek sütü şifa, yağı ilaçtır.) [Beyheki]
(Sütlü gıdalar, hastanın kalbini ferahlandırır.) [Şir’a]
(Süt içen hamilenin oğlu olursa kalbi temiz, kız olursa güzel olur.) [Ebu Nuaym]
Sual: Nebati gıdalar yemek iyi midir?
CEVAP
Nebati gıdalar yemek elbette çok iyidir. İbrahim Nehai hazretleri, (Nebati gıda bulunmayan sofra, akılsız ihtiyara benzer) buyuruyor. (Mal ve evladının çok olmasını isteyen, bitkisel gıda çok yesin) buyurulmuştur. Sofrada bitkisel gıda, yeşillik bulundurmak müstehaptır. (Nebati gıda, yeşillik bulunan sofrada melekler de hazır olur) buyuruldu.
Cenab-ı Hak, hiçbir otu sebepsiz, lüzumsuz yaratmamıştır. Her meyve, sebze ve bitkinin çeşitli faydaları vardır. Birkaçının faydası şöyle:
Çörek otu, çeşitli hastalıklara şifa verir. Ekmek ile yenilirse sancıları giderir, baş ağrısını dindirir. Karın ağrısına, üşütmeye iyi gelir. Unutkanlığı giderir. Âdet söktürücü ve kanı sulandırıcıdır. Ayrıca, basur rahatsızlığına iyi gelir. Gözü kuvvetlendirir, görme bozukluğunu önler.
İncir, tayyib bir yemiş, latif bir gıdadır. Hazmı kolay, faydası çok bir devadır. Kalbe ferahlık verir, kuluncu, sindirim organı sancılarını giderir. Kabızlığı önler, balgamı eritir, böbrekleri temizler, mesanedeki kumları yok eder. Karaciğer ve dalağın tıkanan deliklerini açar, basuru izale eder, nekrise, romatizmaya faydalıdır. Her sabah aç karnına bir tane yemelidir.
Ayva, kalbdeki sıkıntıyı giderir, mideyi kuvvetlendirir, idrar söker, zafiyeti önler, hazmı kolaylaştırır, bulantıyı keser, fakat dişlere ve bağırsaklara zararlıdır. Hamile iken ayva yiyenin çocuğu güzel olur. Kompostosu çocuk ishaline çok tesirlidir.
Armut, mideyi kuvvetlendirir, hazmı kolaylaştırır, ferahlık verir. Barsak parazitine de etkilidir.
Elma, akli bozuklukları ve teneffüs yolları rahatsızlıklarını azaltır, diş çürümesini önler.
Kuru üzüm, sinirleri kuvvetlendirir, safra açar, balgamı söker, yorgunluğu giderir, ağız kokusunu giderir, zihni açar. Fıstıkla beraber yenirse, hafızayı kuvvetlendirir. Ekmekle yemeye devam edilirse hastalanmayı önler.
Kavun, karpuz böbrekleri ve mideyi temizler, baş ağrısını giderir. Solucan düşürür. Gözlere kuvvet verir, iştah açar.
Kereviz, hafızayı kuvvetlendirir, unutkanlığı giderir, idrar söker, karaciğeri temizler, gaz giderir, kan ve süt yapar. Tohumları idrar tutulmasına iyi gelir.
Kabak, dimağı ve aklı kuvvetlendirir.
Nar, mideyi temizler, göğsü yumuşatır, öksürüğe iyi gelir. Çarpıntıya iyidir. Et kısmı ile birlikte sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.
Sirke, safrayı giderir, balgamı keser, şehveti kırar.
Enginar, safra taşını eritir, kanı temizler, damar sertliğine iyi gelir. Dimağa kuvvet verir.Ter kokusunu da giderir.
Bir memlekete gelenin, önce biraz çiğ soğan yemesi sıhhate iyidir. Soğan, mikroplara karşı koyma gücünü arttırır. Soğandan sonra kereviz yenirse, kötü kokusunu giderir.
Turp, idrar söker, hazmı kolaylaştırır, sarılığı giderir, göze kuvvet verir. Rendelenen siyah turp sıkılır, suyu aç iken, birer çay bardağı birkaç gün içilirse, büyük-küçük her taşı eritir.
Havuç, kansızlığa, kabızlığa iyi gelir. Göz ve cilt hastalıklarını önler.
Limon, içinde C vitamini olduğu için, skorbüt ve kanamalarda, soğuğa karşı ve yorgunlukta, romatizmada, ruh hastalıklarında faydalıdır. Greyfurtun faydası daha çoktur.
Sarmısak, sayılamayacak kadar çok faydası olan süper bir bitkidir. Soyulmuş bir avuç sarmısak, akşam bir litre süt ile, pelte haline gelene kadar kaynatılır, nemlenmesi için sabaha kadar bahçede bırakılır. Süt kısmı, aç iken [bir veya birkaç defada] içilirse kansere iyi gelir. Bu işe bir hafta devam edilebilir.
Kudret narı, mide ülserine karşı çok iyi ilaçtır. İkisi doğranıp, şişedeki bir litre zeytin yağına konur. Şişe, güneşte bırakılır. Bir ay sonra, sabahları aç iken, bir çorba kaşığı içip, bir saat hareketsiz sırt üstü yatılır.
Şeftali çekirdeğinin içi, 3-5 tanesi sabahları aç karnına yenirse, basura çok faydalıdır. Bir ay kadar devam etmelidir.
Basur için 50 gr kara helile tozu, sabah açken ve yatarken birer gram yutulur. Hadis-i şerifte (Kara helile, acı ise de her derde devadır) buyuruldu. (Hakim)
Her meyve ve her yiyeceği çok yemek zararlıdır. Yiyip içme bilgisini öğrenmek, ibadet bilgisini öğrenmekten önce gelir. Hadis-i şerifte, (Hastalıkların başı çok yemektir. İlaçların başı perhizdir.) buyuruldu. (S. Ebediyye)
Böbrek taşına etkili ilaç
Sual: Böbrekteki taş ve kum için doktordan başka bir tavsiyeniz var mıdır?
CEVAP
Siyah turpun suyu çıkarılır. Aç iken birer çay bardağı, birkaç gün içilir. Büyük, küçük taşları eritir. Tecrübe edilmiştir. Böbrek taşını parçalamak için şekerli karpuz suyu içilir. Mantar, kaymak, keşkek, beyaz peynir, balık, pelte ve sütlü şeyler böbreklerde taş ve kum yapar. Bunları yememeli. Tuzlu, kireçli su içmemeli. Bayat et, sığır, pirinçli yemekler yasaktır. Kara nohut suyu, tarçın suyu veya mahlep, anason, kimyon yenir veya suları içilirse ve çemen ekmek ile yenirse, böbrekteki ve mesanedeki taşları parçalayıp döker. Hulbe yemek de böbrek taşlarını parçalar, öksürüğü keser.
Sabahları aç iken bir çorba kaşığı badem yağı içmek böbrek ve mesane taşlarını düşürür. Bir fincan zeytin yağı içmek de kumları döker.
Eşkina balık taşı: Büyüklüğüne göre, 5 veya 8 adet eşkina taşı alınır, yarım litre limon suyu sıkılarak cam şişeye doldurulur. İlacın kullanımı acil ise, taşlar ezilerek toz haline getirilir. Acil değil ise 4 parça yapılıp, limon suyunun içine konarak bir fincan sızma zeytin yağı da ilave edilerek yaz mevsimi ise buz dolabında 4,5 ayarında iki gün, kış günü ise donmayacak şekilde dışarıda 1-2 gün bekletilir.
İlaç her sabah idrara çıktıktan sonra, aç karnına limonata bardağının 2/3 oranda doldurularak içilir. İçmeden önce bir fincan zeytinyağı içilmesi iyi olur. Ağır mide rahatsızlığı ve ameliyatı olanlar dikkat etmeli veya doktora danışmalı.
Sual: Meyve yemekten sonra mı yenir?
CEVAP
Âdete ve şahsın durumuna göre değişir. Önce de, sonra da, yemek arasında da yenir. İmam-ı Gazali hazretleri yemekten önce yemeyi tavsiye etmektedir.
25 Ağustos 2008 Pazartesi
İçli Köfte
![]() |
| İçli Köfte |
İçli Köfte Nasıl Yapılır ?
Ne usulü diye sormayın , Türk usulü işte.Bu içli köftenin bence en büyük özelliği hafif ve
daha kolay yapılması.
içli köfte tarifi
Malzemeler
1 Kg. İnce bulgur
½ Kg kuzu kıyma
1 kg soğan
Yarım fincan irmik
Karabiber
Kimyon
Kekik
Tuz
Salça ( Biber ve domates )
1 yumurta
Zeytinyağı 1 Su bardağı
![]() |
| İçli Köfte yapılışı |
için ,ona göre seçilmeli). Bulgurun yumuşaması için 10 dakika civarı bekleyecek.
Bu arada iç malzemeyi hazırlayalım.
Elimizdeki soğanlarımızı rendeleyip teflon tavaya atıyoruz az zeytin yağı ilave ediyoruz.Soğanlar suyunu çektiği zaman Biraz salça ila beraber kıymayı atıp güzelce kavuruyoruz. ( Kıymanın pişmiş kokusu gelmeli ) .Daha sonra soğumaya bırakıyoruz.
Sıra geldi bulguru yoğurmaya
Elimiz yanmayacak sıcaklıkta Olmalı.Yaklaşık 45 dakika yoğuracağız.Kademeleri olarak Yoğurdukça İrmik ,Salça,Yumurta ve baharatları ilave ediyoruz.Bulgur iyice yoğrulduktan sonra iç malzemeyi koymaya başlayacağız.
Avuç içine sığacak kadar alıp , su yardımı ile Elimizde yuvarlıyoruz. Parmak yardımı ile içini malzeme koymak için hazır hale gelince .Şekildeki hale getirip kapatıyoruz.
İçli köfte yapılışı
İçli köfte yapmak için Bulguru iyice yoğurmuşsanız dağılmadan Bahsettiğim şekle kolaylıkla gelecektir.
Hepsi bitince , büyük bir tencereye sıcak su ilave edip Suyun içinde köftelerin dağılmaması için limon tuzu ve biraz tuz ilave ediyoruz. Kaynamaya başladığı zaman.Hazırladığımız içli köfteleri içine atıyoruz , Tencerenin zemini tek sıra kapladığı zaman başka koymadan su üzerine çıkmasını bekleyeceğiz.
Bu arada Büyük bir tavaya zeytin yağı ve Salça atıp bekletiyoruz.Tencereden çıkardığımız içli köfteleri O tavaya atıp biraz bekleteceğiz ,Dış kısmı Hafif kızarıncaya kadar.
Sonra , Sonrası afiyet olsun.
Belki zahmetli gelebilir ama damak tadı meselesi
Papatyanın faydaları
Depresyona papatya çayı
Son derece şifalı bir bitki olan papatyanın ruhsal problemlerimize de deva olduğunu biliyor musunuz? Evet, papatya; sinir rahatsızlığı olan ve depresif davranışlar sergileyen kişilerin leblebi gibi tükettiği “Prozac” adlı ilaç için çok önemli bir alternatif olarak değerlendiriliyor. Çünkü papatyanın en önemli özelliklerinden biri sinirleri yatıştırmasıdır. Yani sinirli olduğunuz sırada içeceğiniz bir fincan papatya çayı sizi hemen sakinleştirecektir.
Papatyanın diğer faydalarına gelince: Ateşi düşürür. Ağrıları keser. Spazm çözer. Terletir. Sinirleri yatıştırır. Bağırsak gazlarını giderir. Vücuda rahatlık verir. Boğaz bademcik ve diş etlerinin iltihaplarını giderir. Bel ve baş ağrılarını geçirir. Saçları sarartmak için de kullanılır.
Papatya yağı da spazm giderir. Ağrıları dindirir. Mikropları öldürür. Sinirleri yatıştırır.
Papatya çayı nasıl hazırlanır?
Papatya çayının hazırlanması son derece kolaydır: Yarım çorba kaşığı ve bir tatlı kaşığı papatya çiçeğini bir su bardağı kaynak suyun içine atarak 5-10 dakika kadar demlemeye bırakın. Daha sonra süzerek için.
Sakın hafife almayın
Depresyon, tedavi edilmediği takdirde aylarca hatta yıllarca, bazen de ömür boyu sürebilir
Bazı insanlar, hiç sebep yokken zaman zaman kendilerini çok üzgün ve mutsuz hissederler. Üzüntü de mutluluk ve sevinç gibi son derece insani duygulardan biridir. Ancak üzüntülü durumun, hiç sebep yokken ortaya çıkması ve uzaması bir ruh sağlığı problemidir ve tıp literatüründeki adı “DEPRESYON”dur. Duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı olumsuz yönde etkiler. Tedavi edilmediği takdirde aylar, yıllar, bazen de ömür boyu sürebilir. Depresyona yakalanmak sizin tercihiniz değildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.
Depresyona girenlerin büyük kısmı, hastalığın doğası gereği genelde kendiliğinden yardım istemezler. Sıklıkla enerji, ilgi ve istek azlığından yakınırlar. Bu sebeple depresyona giren hastaların; aileleri, arkadaşları veya hekimleri tarafından psikiyatriste yönlendirilmeleri gerekir. İntihar düşüncesi varsa acilen psikiyatriste başvurmak gerekir.
Yakalanma riski
Ömür boyu depresyon geçirme riski yüzde15 dolayındadır. Kadınlarda bu oran yüzde 25’e kadar çıkmaktadır. Hemen hemen tüm toplumlarda depresyon kadınlarda iki kat daha fazladır. Sürekli bedensel hastalığı olanlarda da depresyon daha fazla görülür. Örneğin kısırlık tedavisi gören kadınlarda normal kadınlara göre iki üç kat fazla depresyon görülmektedir.
Hastaların yüzde 50’si 20-50 yaş arasındadır. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da depresyon görülür.
Alternatif reçeteler
Depresyona girdiğini düşünen kişi, hayatın iyi yanlarını görmeye çalışmalıdır. Sinirlenmekten kaçınmalı, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye çalışmalı, düzenli bir hayat sürmelidir. Sinirleri yıpratıcı, kötü alışkanlıklardan uzaklaşmalı, fırsat buldukça temiz havada dolaşmalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de tedaviye yardımcı olacaktır:
Depreresyon için Bitkisel Çözümler
‰ 4 bardak suya; 2 çorba kaşığı kediotu konur. 1 bardak su kalıncaya kadar kaynatılır. Sonra, suyun üzerine biriken tabaka alınıp, bir şişeye konur. Günde 1 kere, yarım bardak suya 15 damla konup, içilir.
‰ 2 su bardağı suya; 2 kahve kaşığı kuru nane konur. Yarım bardak su kalıncaya kadar kaynatılır. Sonra, suyun üzerine biriken kısım alınıp, küçük bir şişeye konur. Günde 1 kere, 1 bardak suya, 15 damla konup içilir.
‰4 bardak suya 1 çorba kaşığı ufalanmış melisa konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabah akşam, yarımşar çay bardağı içilir.
Depresyondan kurtulmak için bitki banyolarından da istifade edilebilir:
‰5 litre kadar suya; yarım kilo kimyon konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Yarıya kadar doldurulmuş banyo küvetine boşaltılır. 10-15 dakika süreyle küvette yatılır.
‰Bir tencere suya, 1 kilo kadar çam yaprağı konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra süzülüp banyo küvetindeki suya boşaltılır. İçinde 10-15 dakika yatılır.
‰5 litre suya; yarım kilo meşe palamudu konur. 15-20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülerek banyo küvetindeki suya boşaltılır. İçinde 10-15 dakika yatılır.
Depresyonun belirtileri
Depresyonu teşhis edebilmenin çeşitli ipuçları vardır. İşte bunlardan bazıları (Bu belirtilerden birkaç tanesi, en az iki hafta süreyle bir kişide bulunursa depresyon konusunda endişe etmeye başlaması gerekir):
* Çökmüş bir ruh hali, ilgi kaybı ya da yaptıklarından zevk alamama
* Günlük işini yapamama, bunlara karşı büyük isteksizlik duyma.
* Perhiz yapmadığı halde aşırı kilo kaybetme ya da kilo alma (Bir ayda vücut ağırlığının % 5’inden fazlasını alma ya da verme)
* Yeme bozukluğu (İştah kaybı ya da aşırı iştah)
* Karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, bellek bozukluğu
* İşte, okulda, aile ve arkadaş arasında sık sık problemlerin ortaya çıkması
* Diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği
* Uyku bozukluğu
* Nedeni belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun değişik yerlerinde sürekli ağrılar hissetme
* Yatıştırıcı ilaçları kullanma ihtiyacı hissetme
* Kendine zarar verme, intihar planları yapma, intihar girişiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini düşünme
* Sıkıntı, huzursuzluk, yerinde duramama
* Kendini yorgun, bitkin, halsiz hissetme ve çabuk sinirlenme
* Kendini değersiz, aşağılık ya da suçlu gibi hissetme
* Dikkatini bir noktaya toplayamama
Hazımsızlığa papatya çayı
Bağırsak sancılarında, mide yanmalarında ve sürekli hazımsızlıklarda, 50 gram papatya kurusunu, 1 litre suda haşlayın. Bu çayı yemek aralarında birer çay bardağı içerseniz, kısa sürede faydasını görebilirsiniz.
Şu günlerde kırları, bayırları çiçek bahçesine çeviren ve bize sıcak yaz günlerinin müjdesini veren papatyanın aslında çok önemli bir şifa bitkisi olduğunu biliyor muydunuz?
Evet... Çiçekleri, Mayıs’tan Ağustos’a kadar öğlen güneşinde toplanıp sapsız olarak kurutulan papatya özellikle çocuklar için her derde deva bir bitkidir. Her tür rahatsızlıkta çocuğa papatya çayı verilebilir. Kramplarda, karın ağrılarında, karında gaz birikmesi halinde, ishalde, deri döküntülerinde, mide rahatsızlıklarında, solunum yolundaki balgamlanmalarda çok faydalıdır.
Ayrıca kadınların adet görme aksaklıklarında, uykusuzlukta, yüksek ateşte, yara ve diş ağrılarında tedaviye yardımcı olur.
Papatya; terletici, sakinleştirici ve kramp giderici etkilere sahip olmasının yanı sıra, mükemmel bir dezenfektan ve iltihap kurutucudur. Göz kapağı iltihaplanmalarında sütle hazırlanacak papatya kompresleri son derece faydalıdır. Diş ağrılarında sıcak olmayan papatya çayı ile gargara yapılabilir. Bir olay yüzünden kızgınlığa kapıldığınızda, hemen bir fincan papatya çayı içiniz. Kalbiniz zarar görmeden sakinleşeceksiniz. Ağrılı bölgelere kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koymak da çok iyidir.
Papatya sürgün etkisi yapmadan dışarı çıkmayı sağlar. Papatya merhemi ise dıştan tedavi edilebilen basurlarda ve yaraların tedavisinde oldukça etkilidir. Papatya buğusu, nezle ve sinüzüti kısa sürede iyileştirebilir.
Çok eski çağlarda bile, nevralji ve romatizma, papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyormuş. Eski Mısırlılar’da; papatya, ateş düşürücü ve yatıştırıcı gücü sebebiyle “Kutsal çiçek” olarak anılırdı.
Ünlü Alman Bitki Uzmanı, Maria Traben, “İlahi Eczanedeki Sağlık” adlı kitabında şöyle bir olayı anlatmaktadır. “İsviçre’de çaresiz kalan hastaların yardım istedikleri ve yaşadığı köyde birçok kişi tarafından “papatya cadısı” diye anılan bir kadın kulağı ağır işitenleri, hazırladığı papatya yağını ılık ılık (sıcak değil) kulaklarına damlatarak yeniden duyabilmelerini sağlıyormuş. Aynı kadın, papatya yağı masajı ile felçli organları yeniden sağlığına kavuşturuyormuş. Göz ağrılarına karşı da sütte kaynattığı papatyaları sıcak kompres olarak göz kapaklarının üstüne koyarmış ve gözler kısa sürede iyileşirmiş.
Kısaca söylemek gerekirse, papatya, ateşi düşürür, ağrıları giderir, spazm çözer, terletir, sinirleri yatıştırır, bağırsak gazlarını giderir, vücuda rahatlık verir, boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarını giderir, bel ve başağrılarını geçirir.
Nasıl hazırlayacaksınız
Yazıda bahsedilen; papatya çayı, kompresi, yastığı, yağı ve merhemi şu şekilde hazırlanacaktır.
Papatya çayı: Bir kaşık dolusu bitki, bir bardak kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir. İstenirse şeker katılarak sıcak sıcak içilir.
Papatya kompresleri: Bir fincan kaynar süt, bir yemek kaşığı çiçeğin üstüne dökülür, demlenmesi için kısaca beklenir ve süzüldükten sonra ılık ılık gözlere kompres yapılır.
Bitki yastığı: Keten bezinden yapılmış bir torba, kurutulmuş çiçekle doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavada iyice ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.
Papatya yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, küçük bir şişenin içine gevşek olarak doldurulur ve üstüne saf zeytinyağı dökülür. Zeytinyağı çiçeklerin üstüne çıkmalıdır. Şişe 14 gün güneşte bekletilir. Buzdolabında saklanmalıdır!
Papatya merhemi: 250 gr iç yağı tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze papatya çiçeği bu yağa atılır. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır, ağzı kapatılarak serin bir yere kaldırılır. Ertesi gün hafifçe ısıtılır ve bir bezden geçirilip, posa da sıkılır. Merhem maddesi düzgün bir biçimde karıştırılır ve temiz bir şişeye konarak saklanır.
Saç bakımında ve cilt güzelliğinde papatya
Papatya, çeşitli rahatsızlıkların tedavisinden başka, cilt ve saç bakımında da çok etkili bir bitkidir. Kaynatılmış papatya suyu ile günde bir defa yüzü yıkarsanız veya haftada bir defa bu suyla banyo yaparsanız, cildinizin nasıl tazelendiğini ve sağlıklı bir görünüm kazandığını farkedeceksiniz. Saç bakımında da, özellikle saçları açık renk olanlar, kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdır. Böyle yıkanacak olurlarsa, saçlarınız güzelleşecek ve göz okşayan bir pırıltı kazanacaktır.
Son derece şifalı bir bitki olan papatyanın ruhsal problemlerimize de deva olduğunu biliyor musunuz? Evet, papatya; sinir rahatsızlığı olan ve depresif davranışlar sergileyen kişilerin leblebi gibi tükettiği “Prozac” adlı ilaç için çok önemli bir alternatif olarak değerlendiriliyor. Çünkü papatyanın en önemli özelliklerinden biri sinirleri yatıştırmasıdır. Yani sinirli olduğunuz sırada içeceğiniz bir fincan papatya çayı sizi hemen sakinleştirecektir.
Papatyanın diğer faydalarına gelince: Ateşi düşürür. Ağrıları keser. Spazm çözer. Terletir. Sinirleri yatıştırır. Bağırsak gazlarını giderir. Vücuda rahatlık verir. Boğaz bademcik ve diş etlerinin iltihaplarını giderir. Bel ve baş ağrılarını geçirir. Saçları sarartmak için de kullanılır.
Papatya yağı da spazm giderir. Ağrıları dindirir. Mikropları öldürür. Sinirleri yatıştırır.
Papatya çayı nasıl hazırlanır?
Papatya çayının hazırlanması son derece kolaydır: Yarım çorba kaşığı ve bir tatlı kaşığı papatya çiçeğini bir su bardağı kaynak suyun içine atarak 5-10 dakika kadar demlemeye bırakın. Daha sonra süzerek için.
Sakın hafife almayın
Depresyon, tedavi edilmediği takdirde aylarca hatta yıllarca, bazen de ömür boyu sürebilir
Bazı insanlar, hiç sebep yokken zaman zaman kendilerini çok üzgün ve mutsuz hissederler. Üzüntü de mutluluk ve sevinç gibi son derece insani duygulardan biridir. Ancak üzüntülü durumun, hiç sebep yokken ortaya çıkması ve uzaması bir ruh sağlığı problemidir ve tıp literatüründeki adı “DEPRESYON”dur. Duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı olumsuz yönde etkiler. Tedavi edilmediği takdirde aylar, yıllar, bazen de ömür boyu sürebilir. Depresyona yakalanmak sizin tercihiniz değildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.
Depresyona girenlerin büyük kısmı, hastalığın doğası gereği genelde kendiliğinden yardım istemezler. Sıklıkla enerji, ilgi ve istek azlığından yakınırlar. Bu sebeple depresyona giren hastaların; aileleri, arkadaşları veya hekimleri tarafından psikiyatriste yönlendirilmeleri gerekir. İntihar düşüncesi varsa acilen psikiyatriste başvurmak gerekir.
Yakalanma riski
Ömür boyu depresyon geçirme riski yüzde15 dolayındadır. Kadınlarda bu oran yüzde 25’e kadar çıkmaktadır. Hemen hemen tüm toplumlarda depresyon kadınlarda iki kat daha fazladır. Sürekli bedensel hastalığı olanlarda da depresyon daha fazla görülür. Örneğin kısırlık tedavisi gören kadınlarda normal kadınlara göre iki üç kat fazla depresyon görülmektedir.
Hastaların yüzde 50’si 20-50 yaş arasındadır. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da depresyon görülür.
Alternatif reçeteler
Depresyona girdiğini düşünen kişi, hayatın iyi yanlarını görmeye çalışmalıdır. Sinirlenmekten kaçınmalı, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye çalışmalı, düzenli bir hayat sürmelidir. Sinirleri yıpratıcı, kötü alışkanlıklardan uzaklaşmalı, fırsat buldukça temiz havada dolaşmalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de tedaviye yardımcı olacaktır:
Depreresyon için Bitkisel Çözümler
‰ 4 bardak suya; 2 çorba kaşığı kediotu konur. 1 bardak su kalıncaya kadar kaynatılır. Sonra, suyun üzerine biriken tabaka alınıp, bir şişeye konur. Günde 1 kere, yarım bardak suya 15 damla konup, içilir.
‰ 2 su bardağı suya; 2 kahve kaşığı kuru nane konur. Yarım bardak su kalıncaya kadar kaynatılır. Sonra, suyun üzerine biriken kısım alınıp, küçük bir şişeye konur. Günde 1 kere, 1 bardak suya, 15 damla konup içilir.
‰4 bardak suya 1 çorba kaşığı ufalanmış melisa konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabah akşam, yarımşar çay bardağı içilir.
Depresyondan kurtulmak için bitki banyolarından da istifade edilebilir:
‰5 litre kadar suya; yarım kilo kimyon konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Yarıya kadar doldurulmuş banyo küvetine boşaltılır. 10-15 dakika süreyle küvette yatılır.
‰Bir tencere suya, 1 kilo kadar çam yaprağı konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra süzülüp banyo küvetindeki suya boşaltılır. İçinde 10-15 dakika yatılır.
‰5 litre suya; yarım kilo meşe palamudu konur. 15-20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülerek banyo küvetindeki suya boşaltılır. İçinde 10-15 dakika yatılır.
Depresyonun belirtileri
Depresyonu teşhis edebilmenin çeşitli ipuçları vardır. İşte bunlardan bazıları (Bu belirtilerden birkaç tanesi, en az iki hafta süreyle bir kişide bulunursa depresyon konusunda endişe etmeye başlaması gerekir):
* Çökmüş bir ruh hali, ilgi kaybı ya da yaptıklarından zevk alamama
* Günlük işini yapamama, bunlara karşı büyük isteksizlik duyma.
* Perhiz yapmadığı halde aşırı kilo kaybetme ya da kilo alma (Bir ayda vücut ağırlığının % 5’inden fazlasını alma ya da verme)
* Yeme bozukluğu (İştah kaybı ya da aşırı iştah)
* Karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, bellek bozukluğu
* İşte, okulda, aile ve arkadaş arasında sık sık problemlerin ortaya çıkması
* Diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği
* Uyku bozukluğu
* Nedeni belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun değişik yerlerinde sürekli ağrılar hissetme
* Yatıştırıcı ilaçları kullanma ihtiyacı hissetme
* Kendine zarar verme, intihar planları yapma, intihar girişiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini düşünme
* Sıkıntı, huzursuzluk, yerinde duramama
* Kendini yorgun, bitkin, halsiz hissetme ve çabuk sinirlenme
* Kendini değersiz, aşağılık ya da suçlu gibi hissetme
* Dikkatini bir noktaya toplayamama
Hazımsızlığa papatya çayı
Bağırsak sancılarında, mide yanmalarında ve sürekli hazımsızlıklarda, 50 gram papatya kurusunu, 1 litre suda haşlayın. Bu çayı yemek aralarında birer çay bardağı içerseniz, kısa sürede faydasını görebilirsiniz.
Şu günlerde kırları, bayırları çiçek bahçesine çeviren ve bize sıcak yaz günlerinin müjdesini veren papatyanın aslında çok önemli bir şifa bitkisi olduğunu biliyor muydunuz?
Evet... Çiçekleri, Mayıs’tan Ağustos’a kadar öğlen güneşinde toplanıp sapsız olarak kurutulan papatya özellikle çocuklar için her derde deva bir bitkidir. Her tür rahatsızlıkta çocuğa papatya çayı verilebilir. Kramplarda, karın ağrılarında, karında gaz birikmesi halinde, ishalde, deri döküntülerinde, mide rahatsızlıklarında, solunum yolundaki balgamlanmalarda çok faydalıdır.
Ayrıca kadınların adet görme aksaklıklarında, uykusuzlukta, yüksek ateşte, yara ve diş ağrılarında tedaviye yardımcı olur.
Papatya; terletici, sakinleştirici ve kramp giderici etkilere sahip olmasının yanı sıra, mükemmel bir dezenfektan ve iltihap kurutucudur. Göz kapağı iltihaplanmalarında sütle hazırlanacak papatya kompresleri son derece faydalıdır. Diş ağrılarında sıcak olmayan papatya çayı ile gargara yapılabilir. Bir olay yüzünden kızgınlığa kapıldığınızda, hemen bir fincan papatya çayı içiniz. Kalbiniz zarar görmeden sakinleşeceksiniz. Ağrılı bölgelere kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koymak da çok iyidir.
Papatya sürgün etkisi yapmadan dışarı çıkmayı sağlar. Papatya merhemi ise dıştan tedavi edilebilen basurlarda ve yaraların tedavisinde oldukça etkilidir. Papatya buğusu, nezle ve sinüzüti kısa sürede iyileştirebilir.
Çok eski çağlarda bile, nevralji ve romatizma, papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyormuş. Eski Mısırlılar’da; papatya, ateş düşürücü ve yatıştırıcı gücü sebebiyle “Kutsal çiçek” olarak anılırdı.
Ünlü Alman Bitki Uzmanı, Maria Traben, “İlahi Eczanedeki Sağlık” adlı kitabında şöyle bir olayı anlatmaktadır. “İsviçre’de çaresiz kalan hastaların yardım istedikleri ve yaşadığı köyde birçok kişi tarafından “papatya cadısı” diye anılan bir kadın kulağı ağır işitenleri, hazırladığı papatya yağını ılık ılık (sıcak değil) kulaklarına damlatarak yeniden duyabilmelerini sağlıyormuş. Aynı kadın, papatya yağı masajı ile felçli organları yeniden sağlığına kavuşturuyormuş. Göz ağrılarına karşı da sütte kaynattığı papatyaları sıcak kompres olarak göz kapaklarının üstüne koyarmış ve gözler kısa sürede iyileşirmiş.
Kısaca söylemek gerekirse, papatya, ateşi düşürür, ağrıları giderir, spazm çözer, terletir, sinirleri yatıştırır, bağırsak gazlarını giderir, vücuda rahatlık verir, boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarını giderir, bel ve başağrılarını geçirir.
Nasıl hazırlayacaksınız
Yazıda bahsedilen; papatya çayı, kompresi, yastığı, yağı ve merhemi şu şekilde hazırlanacaktır.
Papatya çayı: Bir kaşık dolusu bitki, bir bardak kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir. İstenirse şeker katılarak sıcak sıcak içilir.
Papatya kompresleri: Bir fincan kaynar süt, bir yemek kaşığı çiçeğin üstüne dökülür, demlenmesi için kısaca beklenir ve süzüldükten sonra ılık ılık gözlere kompres yapılır.
Bitki yastığı: Keten bezinden yapılmış bir torba, kurutulmuş çiçekle doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavada iyice ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.
Papatya yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, küçük bir şişenin içine gevşek olarak doldurulur ve üstüne saf zeytinyağı dökülür. Zeytinyağı çiçeklerin üstüne çıkmalıdır. Şişe 14 gün güneşte bekletilir. Buzdolabında saklanmalıdır!
Papatya merhemi: 250 gr iç yağı tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze papatya çiçeği bu yağa atılır. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır, ağzı kapatılarak serin bir yere kaldırılır. Ertesi gün hafifçe ısıtılır ve bir bezden geçirilip, posa da sıkılır. Merhem maddesi düzgün bir biçimde karıştırılır ve temiz bir şişeye konarak saklanır.
Saç bakımında ve cilt güzelliğinde papatya
Papatya, çeşitli rahatsızlıkların tedavisinden başka, cilt ve saç bakımında da çok etkili bir bitkidir. Kaynatılmış papatya suyu ile günde bir defa yüzü yıkarsanız veya haftada bir defa bu suyla banyo yaparsanız, cildinizin nasıl tazelendiğini ve sağlıklı bir görünüm kazandığını farkedeceksiniz. Saç bakımında da, özellikle saçları açık renk olanlar, kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdır. Böyle yıkanacak olurlarsa, saçlarınız güzelleşecek ve göz okşayan bir pırıltı kazanacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

