15 Ağustos 2008 Cuma

Berat gecesi

Ay Fotoğrafı

Sual: Berat gecesinin önemi nedir?
CEVAP
Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]

Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.

Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]

Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]

(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]

(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]

(Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Berat gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa kıyamette pişman olursunuz.) [S. Ebediyye]

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]

(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlmihali]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]

(Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk namaz kıl ve dua et! Bu gece şabanın 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid'at ehli demektir.)

(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]

(Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]

(Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]

(Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]

(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]

(Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]

(Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]

İçki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana babaya isyan gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgün ise, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevapları günahlarından daha çok ise Cehenneme girmeden de Cennete gider.

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.

Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okurdu. (R.Nasıhin)

Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]

Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.

Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:
(İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)

Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
Onbeşinci günü tutulur.
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

Sual: Berat gecesinde, kaderimiz tekrar mı yazılıyor?
CEVAP
Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın kaderi, yani ezeldeki ilmi nasıl ise, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)

Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)

Sual: Berat gecesinde vefat edecekler, dünyaya gelecekler ve amelleri yazılırmış. Bu gece insanın alın yazısı mı değişir? Yani bu gece ettiğimiz dualar yüzünden alın yazımız değişebiliyor mu?
CEVAP
Alın yazısı iki türlüdür:
Birisi dua ile, sadaka vermekle, iyilik etmekle değişir. Birisi ise asla değişmez. Mesela evlenmemiz, iş sahibi olmamız ya değişen kısımdandır veya değişmeyen. Biz bilemeyiz. Onun için dua ederiz, iyilik ederiz, değişen kısımdan ise o değişir. Mesela birisine bir bela geleceği alın yazısında var ise, yine alın yazısında bu kimse dua edecek o beladan kurtulacak diye yazılır. Biz de dua ederiz o belayı önlemiş oluruz. Berat gecesinde yazılacak olanlar da yine ezelde bildirilmiş olanlardır. Ömrün uzaması kısalması da böyledir. Şu iyiliği yapacak ve ömrü uzayacak yahut şu kötülüğü yapacak ve ömrü kısalacak diye yazılıdır. Demek ki hep iyilik yapmaya çalışmalıyız. Yaptığımız şeyler alın yazımızdır .Berat Gecesinde ne yapmalı dinimizislam.com

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Kekik çayı ile gelen sağlık

Kekik
kekik

Bitki çayları, hem vücudumuzun hastalıklara karşı direncini artırır, hem de değişik yollarla vücudumuza giren mikropların dezenfekte edilerek dışarı atılmasını sağlar. En faydalı bitki çaylarından biri de kekik çayıdır. Sindirim sistemi üzerinde son derece etkili olan kekik çayı, hazmı kolaylaştırır, mide ağrılarını giderir, iştah açar. Ayrıca adet kanamalarını dengeler, kramplı adet ağrılarına iyi gelir, organizmayı güçlendirir ve ergenlik sivilcelerini engeller. Hücrelerde oluşan serbest radikallere bağlanarak vücudun dışına atılmasını sağlar. “Antioksidan”, “antikanserojen”, “antidiyabetik” ve “antikolestremik”tir. Ayrıca yaşlılığı geciktirir, tümör oluşumunu engeller, şekeri düşürür. ailevekadin.com

Göz altlarına ebegümeci

Gözlerin altındaki deri oldukça hassastır. Bu bölgede kolayca kırışıklıklar oluşabilir. Bitki özlerinden oluşturulan karışımlarla, gözlerinizin alt kısımlarına yapacağınız kompreslerle bu probleminizi halledebilirsiniz. Bunun için ebegümeci bitkisini kullanabilirsiniz. Ebegümecini
kaynatarak elde ettiğiniz suyu buzdolabında soğutun. Ardından bir miktar pamukla bu suya batırın ve göz altlarınızda 10 dakika bekletmek suretiyle kompres yapın. Bu şekilde, şişmeleri indireceğiniz gibi, kan dolaşımını hızlandırarak, bağ dokusunun elastikiyetini de artırabilirsiniz. ailevekadin.com

8 Ağustos 2008 Cuma

GIYBET ÂFETÎ

Gıybet, bir müslümanın veya bir zimmînin gizli bir kusu­runu arkasından söylemek olup, harbilerin ve açıkça günah işleyen müslümanların bu günahlarını bildirmek, müslümanlara zulmedenlerin ve alışverişte onları aldatanların yaptıkları bu fenalıkları duyurmak, müslümanları bunların şerrinden sakındırmak, müslümanlığı yanlış anlatanların ve yazanların bu iftiralarını söylemek lâzım olduğundan gıybet olmaz.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

"Mi'rac gecesi Cehennemi bana gösterdiler, etleri parça parça edilip, ağızlarına konduğu birtakım insanlar gördüm. Kendilerine bu kokmuş etleri yiyin diyorlardı. Bunların kimler olduğunu sual ettim. Cehennem meleklerinin reisi Mâlik, bunlar gıybet edenlerdir. Gıybet edenler şeytanın dostlarıdır dedi."

"Cehennemden en son çıkarılan kimse, gıybetten tevbe edendir. Cehenneme girenlerin ilki ise, gıybetten tevbe etmeden ölen kimsedir."

"Bir gıybet edeni, Allahü teâlâ on şeyle cezalandırır.

1- Rahmetinden uzak eder,

2- Meleklerden uzak eder,

3- Taatini, iyiliklerini yok eder.

4- Resûlullahın ruhunu ondan çevirir,

5- Allahü teâlâ ona gazap eder,

6- Ruhu teslim olurken, onu baş aşağı eder,

Dogal Grip tedavisi

C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerin yanı sıra soğan, turp ve balla hazırlayacağınız harika formül sizi gripten kurtaracaktır.

Mevsim olarak gribin, soğuk algınlığının kol gezdiği günlerde bulunuyoruz. Havaların sürekli değişkenlik göstermesi, gribe yakalanma riskini de artırıyor. Bu sebeple gazete ve televizyonlarda, gribe yakalanmamanın yolları veya yakalandıktan sonra bir an önce hastalıktan kurtulmak için alınabilecek tedbirler konusunda sık sık haberler ve uyarılar yer alıyor. Uyarıcılar kervanına bu hafta biz de katılalım dedik...

Sonbahar ve kış aylarında salgınlara yol açan grip bir enfeksiyon rahatsızlığıdır. Hastayı yatağa düşürecek şiddette şikayetlerle seyreden grip, 40 dereceye varan yüksek ateş, genel vücut kırgınlığı, şiddetli bel, eklem, kas ve baş ağrılarına yol açar, aşırı derecede halsizliğe sebep olur. Bunun yanı sıra burun tıkanıklığı olmadan akıntı ile kuru ve uzun süreli öksürük görülebilir. Bu özellikleri sebebiyle halk arasında “paçavra hastalığı” da denen grip; hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda hapşırma, öksürme, öpüşme veya tokalaşma gibi elle temas sonrasında kolaylıkla bulaşabilir.


Nasıl tedavi edilir?
Grip tedavisinde asıl olan yatak istirahati ve ortaya çıkan şikayetleri azaltmaya yönelik destekleyici tedavilerdir. 3-4 gün evden çıkmadan dinlenilmeli, ateş düşürücü ilaçlarla birlikte bol miktarda sıvı gıda ve su alınmalı. Uzmanlara göre; grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin fazla bir faydası yoktur. Gripten korunmak için kalabalık ve havasız ortamlardan uzak kalmak gerekir. Aşırı yorgunluk, alkol ve sigara da hastalığa davetiye çıkarabilir. C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerden bol yemek, temiz havada egzersiz yapmak vücudun direncini artırır. Ayrıca şifalı bitkilerle hazırlanmış formüllerden de yararlanılabilir.


Mükemmel bir formül
Bu formüllerden biri de Gaziosmanpaşa Üniversitesi Bitki Koruma Bölüm eski Başkanı Prof. Dr. Zeki Özer’in “gripten kurtulmak için birebir” dediği formül...

7 Ağustos 2008 Perşembe

Dilini koruyan, kurtulur

Dil, büyük bir nimettir. İyiliği de kötülüğü de büyüktür. Cennete de, Cehenneme de götürür. Cirmi küçük, cürmü ise büyüktür. İman ve küfür dildeki ifadeden anlaşılır. Dil ile, ya hak veya batıl konuşulur. İnsanda bulunan diğer uzuvların sahası, dil gibi geniş değildir. Bir kimse Peygamber efendimize;
-Ya Resulallah! Cennet’e götürecek bir ameli bana öğret, diye arz edince, Resulullah efendimiz;
-Aç kimseleri doyur, susuz olana su ver, Allahü teâlânın emirlerini insanlara öğret, haram ve yasak olan kötü şeyleri de insanlardan menet. Bunlara gücün yetmezse, hayırlı, güzel olmayan sözlerden dilini sakındır, buyurmuştur.

Diline sahip olan kimse dünyada düşmanlarından, ahirette ise, ateşten kurtulur. Hadis-i şerifte; (Ya hayır söyle veya sus. Susan kurtulur) buyurulmuştur.

Faydasız konuşmak, münakaşa etmek, alay etmek, söz taşımak, yalan söylemek, lanet etmek ve gıybet etmek gibi fiiller, hep dil ile olmaktadır. Halbuki Şeyh Sadi-i Şirazi hazretleri; “Dil; şükretmek içindir. Rabbini bilen, dilini gıybet için kullanmaz. Kulak; Kur’an-ı kerim ve nasihat dinlemek içindir. Batıl ve boş sözler için değildir. İki göz; Allahü teâlânın kudret ve sanatını görmek içindir. Eşin dostun ayıbını görmek için değildir” buyurmaktadır.

Bir kimse, Eyyub-i Sahtiyani hazretlerine;
-Bana nasihatte bulununuz deyince, cevabında;
-Diline sahip ol, az konuşmaya dikkat et buyurmuştur.

Zünnun-i Mısri hazretlerine;
-Kalbini en güzel koruyan kimdir? diye sorduklarında;
-Diline en çok hakim olan cevabını vermiştir.

Dil, yırtıcı bir hayvan gibidir, serbest bırakılırsa sahibini parçalar. Sükut eden, hataya düşmekten, yalandan, dedikodudan, söz taşımaktan, kendini övmekten, boş konuşmaktan ve daha birçok dil afetlerinden kurtulur.

Çok konuşanın dili sürçer, kalbi kararır. Kalbi kararan da, hata üstüne hata yapar ve kalb kırar da farkında bile olmaz. Diline sahip olan, dinini korur.

Çok konuşan hata eder. Eshab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, belki boş bir söz söyleriz diye sükut ederlerdi. Bunun için hazret-i Ebu Bekir, ağzına taş koyar ve; “Başa gelen bütün felaketler bundan gelir” buyururdu.

Bişr-i Hafi hazretleri de buyurdu ki:
“Dünyada aziz olmak, ahirette de selamette olmak isteyen, diline sahip olsun.”

Diline sahip olmayanı, şeytan her sahada oynatır. Büyük bir uçurumun kenarına getirip, yüzüstü yuvarlar, felakete sürükler. Dile ahlak dizgini vurulursa, dünya ve ahiret saadetine kavuşur. Başıboş bırakılırsa zarardan zarara girer. Uzuvlarımızdan en çok isyan edeni dildir. Kolaylıkla istediği tarafa gider. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her sabah, bütün uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah’tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.)

Eshab-ı kiramdan Ukbe bin Amir hazretleri, Resulullah efendimize;
-Dünya ve ahirette kurtuluş ne ile olur ya Resulallah? diye sual edince, Peygamber efendimiz;
-Dilini muhafaza eyle. Zaruret olmadıkça evinden çıkma. Günahlarını hatırlayıp, ağla. Kurtuluş bunlarla olur buyurmuştur.

Ali el-Masisi hazretleri, fazla konuşmayı sevmez, çok konuşanın hata yapacağını bilir, dilin afetinin, çok konuşmakta olduğunu bildirir ve; “Allahü teâlâ her şey için iki kapı, dil için ise dört kapı yapmıştır. Dudaklar iki kapı, dişler de iki kapıdır” buyururdu.

Netice olarak susmak, dilini korumak, açık bir hikmet ve güzel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması da kişinin Rabbini tanımasına sebep olur. İnsanın selameti, dilini korumasındadır. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Bir kimse, dilini tutarsa, Allahü teâlâ onun utanacak şeylerini örter. Gadabını tutarsa, kıyamet günü, Allahü teâlâ azabını ondan çeker. Bir kimse Allahü teâlâya yalvarırsa, onun duasını kabul eder.)
09.06.2008
Osman Ünlü

6 Ağustos 2008 Çarşamba

İftira - Hasan Sezai Hazretleri



Kendisini maddi ve manevi ilimlerde çok iyi


yetiştiren Hasan Sezai Hz., talebe yetiştirmeye başlar. O dönemde Edirnede kötü yola düşmüş bir kadın, eşkiyalar tarafından dağa kaldırılır. Eşkiyanın elinden kaçan kadın, Hasan Sezai Hazretlerinin dergahına sığınır

5 Ağustos 2008 Salı

Eyvah ağzım kokuyor

Halk arasında “ağız kokusu” da olarak bilinen “nefes kokması”, hem insanın keyfini kaçıran, hem de sosyal hayatını olumsuz etkileyen tatsız bir durumdur. Eğer biriyle konuşurken karşınızdaki kişi sizden uzakta durmaya çalışıyor, ya da başını yana doğru çevirme ihtiyacı duyuyorsa, tehlike çanları çalıyor demektir. Evet... Ağız kokusu, günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. Zaman zaman psikolojik sıkıntıları da beraberinde getirir. Bütün çabasına rağmen bu rahatsızlıktan kurtulamadığı için sosyal ilişkilerinde büyük problemler yaşayan, toplum içine karışmaktan kaçınan çok sayıda insan vardır.


Hastalık mı, değil mi?
Bazı uzmanlara göre; ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Her sağlıklı bireyin sabah uyandığında ağzında hoş olmayan kokular bulunabilir. Bu sebeple bazı tetkik ve ölçümler yapılmadan bir hastalıktan söz etmek mümkün değildir. Bazı uzmanlar da, insanların sosyal yaşantısını bile alt-üst edecek kadar olumsuz etkiler meydana getiren bu olgunun hastalık olarak kabul edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak adı hastalık olsa da olmasa da, ağız kokusu, insanın hem kendisi için hem de etrafı için rahatsız eden bir durumdur.


4 Ağustos 2008 Pazartesi

Sıkıntı ve dertten kurtulmak için Dua

Sual: Bazen sıkılıyoruz, başımıza bir bela geliyor veya bir şeyden korkuyoruz, borcumuzu ödeyemiyoruz. Bunlardan kurtulmak için okunacak bir dua var mıdır?
CEVAP
İslam âlimleri buyuruyor ki:

Her derdin çaresi vardır. Allahü teâlâ çaresiz dert yaratmamıştır. Yaşamak ve mal sahibi olabilmek gibi dünya nimetlerinin hepsi için sebepler yaratmıştır. Sebebine yapışmayan bu nimetlerden elbette mahrum kalır. Ahiret nimetlerine kavuşmak da böyledir. Mesela tembelliğin ilacı namaz kılmaktır. İnsan maruz kaldığı şeylere karşı gafil olmayıp çaresine bakmalıdır. Birkaç örnek verelim:

1- Bir belaya maruz kalan, neden Yunus aleyhisselâmın okuduğu (Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn) duasını okumaz ki? Hâlbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
7)

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Arılardan Nasıl kurtulursunuz

arı


Son birkaç Gündür bloğa ,kim ? Nasıl ? Ne şekilde geliyor diye baktığımda.
Daha önce yazmış olduğum , karıncaları kovmak, örümceklerden böceklerden kurtulmak
Ve sivrisinekler için çözüm konularına istinaden Arıları kovmak yada arılardan kurtulmak diye google’a yazarak bloğa gelenler olduğunu fark ettim.

Öncelikle belirtmeliyim ki ; bu bahsettiğim konularda çözüm yollarını yazarken ,doğal yolları , ve mümkün mertebe kovmak / kaçırmak eylemlerini için püf noktalarını yazdım. öncelikli amaç , öldürmeden bu işi halledebilecek çözümlerdi. Zaten ilaçlama yaparak bu meselenin bir şekilde hallola bileceğini herkes biliyor.
Bunun yanında Web ortamında genel olarak haşere kontrol’ü için insanların yakarak , su ile boğarak veya patlayıcı maddeler kullanarak haşereleri öldürdüğünü gördüm. Elbete o kişilerin tercihidir fakat dinimizce uygun olmadığını belirtmek isterim.

Arılardan kurtulmak yada arıları defetmek meselesine gelince.

Bunu neden ve ne için istenildiği sorusu akla geliyor.

Seçeneklere bakarsak :
Evimizin herhangi bir köşesinde arılar kovan yapmış olabilir.
Bahçemizde veya evimizin yakınında sulu yada çamurlu olan bir ortamdan dolayı Sarıca arı dediğimiz arılar yada eşek arıları sizi rahatsız ediyorlardır.Yada balkonda yada piknikte yemek yerken ,yemek kokusuna gelip sizi endişelendirebilirler.

Eğer evinizde yada bahçenizde bir arı kovanı varsa , en iyi çözüm. Bir arı uzmanını getirerek kovanı taşımaktır.
Bunu yapmadığınız sürece rahat edemezsiniz. Ve bu işlemi kendiniz de yapmaya kalkmayın, tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Öldürerek yada ilaçlayarak bu işi halletmek en son çare olmalıdır.

Eğer balkonda yada piknikte sizi rahatsız ediyorlarsa
Bir metal kap içerisinde kahve ile şeker karıştırıp yakın.Yakma sonucunda oluşan duman ve kokudan dolayı arılar sizi rahatsız etmezler.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Rating , 10 out of 10 based on 250 ratings