17 Haziran 2007 Pazar

ANA-BABANIN EVLÂDI ÜZERİNDEKİ HAKLARI


Îmândan sonra birinci vazifemiz ana-babanın kalbini kırmamaktır. Onlar ne kadar kötü olsalar da, yine her şeyin üstünde hakları vardır. Onların kalbini kıranın ibâdeti kabûl olmaz. Müslüman doğmamıza ve müslüman yetişmemize sebep olan ana-babamızın kalbini kırarsak, Cennete girmemiz düşünülebilir mi? Onlar bize hakâret etse de, yalvararak gönüllerini almamız lâzımdır. Müslüman ana-babamız, bizden râzî olmadıkça, Allahü teâlânın sevdiği kulu olmamız çok zordur.
İmâm-ı Nesefî hazretleri bildiriyor ki:
Ana-babanın evlâdı üzerinde seksen kadar hakkı vardır. Kırkı sağlıklarında, kırkı vefâtlarından sonradır. Sağlıklarında olan kırk haktan onu bedenle, onu dil ile, onu kalb ile, onu da para iledir.

Babalar Günü...


Bu garplı âdem kişiler bir âlem...Sanki günleri numaralamışlar. Veya kim bilir belki de kur’a çekmişlerdir. 12 Mayıs anneler günü ise 20 Haziran da babalar günü.
Aşk olsun!..
Hani halalar günü, teyzeler günü, amcalar günü, ağabeyler günü küçük kardeşler günü, kuzenler günü?
Bu günler, biraz da festivallere benziyor. Film festivallerinden şeftali festivaline kadar türlü çeşitli festivalimiz var.
Kısacası 365 günün nerede ise her gününe bir fonksiyon yüklenmiş...
Anne veya babanın senenin bir günü olsun yoğunluklu hatırlanması, hediye ile ona şükran hislerinin sunulması hiç de fena olmasa gerek. Üstelik bu münasebetle yani anneler veya babalar günü gibi günler yüzsuyu hürmetine ticaret erbabı da diğer günlere nazaran biraz daha fazla iş yapıyor. Veya iş yapma ümidi ile gazetelere oldukça romantik, duygu yüklü, insanın hassas taraflarına seslenen ilanlar veriyorlar.
Festivaller de öyle; şehirler arasında, kasabalar arasında hatta hatta köyler arasında rekabetler, ciddi yarışlar oluyor. Bir kasaba böğürtlen festivali yapıyorsa -kim bilir belki vardır- diğeri de kuşburnu festivali tertipliyor. Ne olursa olsun, festivalin adı önemli değil. Netice mühim. Neticede festival yapılan şehirde bir hareketlenme oluyor.
Bu etkinlikler, topluma bir dinamizm getirmekte.
Dolayısıyla bunların birbirini çağrıştırması pek de yanlış değildir.
Bu hadisenin panoramik manzarası...
Bir de yaklaşarak bakmak var. İnsanın iç dünyasından...
Babalar günü, anneler günü kadar parlak ve benimsenmiş değil. Belki zamanla yakalar yahut -olabilir ya- geçer; ama, biz, mevcut üzerindeyiz. Bu da normal. Baba, adı üzerinde işte babadır. Hatırlansa da hatırlanmasa da o daima babalık görevini yapar. Anne daha naiftir. Daha korunmaya, sevilmeye hem layık, hem müstehaktır.
Bununla beraber dün birçok baba sevindi. Bazı babalar, huzur evlerinde veya terk edildikleri ve yapayalnız veya yaşlı karısı ile beraber yaşadıkları hatıra dolu evlerinde hep çocuklarını beklediler fakat gelen giden olmadı. Yine de bu babalar, “hayırsız” demediler, diyemediler. Soranlar nezdinde onların yanını yere vermemek için “işi vardı, seyahatte” gibi bahaneler söylediler; telefon ettiklerinden bahsettiler. İçlerindense “canları sağ olsun da...” diye geçirdiler.
Bazı babalarsa gelmeyen evladlarına kendileri gittiler. Onlara bir buket karanfil gibi, bir kucak gül gibi fatihalar, ihlaslar, yasinler götürdüler. Gencecik yaşında anne toprağa emanet ettikleri can parçalarının kabrinde ayak ucuna çömelmişken aşağıda yatan veya cennet bahçelerinde dolaşan yavrularının çocukluğunu, gençliğini ve gençliğini, hep gençliğini, geçmeyen gençliğini tahayyül ettiler.
Ve bir baba olarak hayatta oldukları gibi göz yaşlarını yine onlardan sakladılar.
Onlar, ne aziz evladlardı.. Babalarının yakasına bir şeref madalyası takmışlardı.Üzerinde şöyle yazıyordu:
-Şehîd babası...
Böyle bir evladla iftihar edilmez de ne yapılır?
Üçlü güçle ayaktayız... Şehîd anneleri, şehîd babaları ve şehîdler
Anneler günü, babalar günü vs. bizde başlamamış olabilir. Ancak insanlığın ortak paydaları var. Böylece onlar gelenekselleşerek bütün bir insanlığın hissiyatına tercüman oluyor. İnsanlar o günlerde günün konusu insan üzerine daha bir düşünüyor.
Dün babalar günüydü. Evladlar günü ise her gün. Babalar, duaları ile evladlarını yalnız bırakmıyorlar. Zira insanlığın her bakımdan en üstü Sevgili Peygamberimiz, aleyhisselam, buyuruyorlar ki “babanın evladına duası peygamberin ümmetine duası gibidir.”
Bununla beraber yük yine insanın kendine düşüyor evlada yani. İmam-ı Rabbani hazretleri, “er isen kendine baba ol” diyorlar.
Dün çocukken bugün baba olmak!.. Boyunca çocuklara sahip olmak ne kadar manidar. Zaman ne çabuk geçiyor...

Rahim Er
21 Haziran 1999 Pazartesi

Sünnet namaz ne demek


Sual: Cemaate yetişebilmek için, bazen ikindinin sünnetini iki rekat olarak kılmak caiz dendi. Bir de akşamın sünneti iki iken üç rekat kaza kılmak, yine yatsının son sünneti yerine üç rekat vitir kılmak caiz mi? Üç rekatlık nafile namaz olmayacağı için sünneti terk etmiş olmuyor muyuz? Tam İlmihâl’de bu konuda bilgi var mı?

CEVAP Farzın yanında, bir namaz kılmakla sünnet de kılınmış oluyor, rekat sayısı önemli değildir. Yani ikindinin ilk dört rekat sünneti yerine, akşamın üç rekatlık kazası veya sabah namazının iki rekatlık kazası da kılınabilir. Kazası olmayan insan da böyle yapmakla sünneti terk etmiş olmaz. Devamı

13 Haziran 2007 Çarşamba

DOKUZ HAYATÎ BESİN

Sarımsak
ABD Harvard Tıp Fakültesi uzmanları, yaptıkları araştırmalar sonucunda, sağlıklı hayatın temeli olan aşağıdaki 9 besin maddesinin, evlerden kesinlikle eksik edilmemesi gerektiğini belirttiler:

Süt: Kemikleri güçlendirir. İçindeki kalsiyum ve D vitamini vücudu yeniler. Tansiyonu ve böbrek taşı riskini düşürür. 50 yaşını geçen erkek ve 65 yaşını geçen kadınlar günde en az 3 bardak yağsız süt içmelidir.

Balık: Her balık faydalıdır. Balık yağı kalp krizini önler, kalsiyum ve sodyum ihtiyacını karşılar. Balık, romatizma yanmalarına iyi gelir ve âdet dönemi sancılarını hafifletir. Haftada bir defa balık yenmelidir.

Sarımsak: Kolesterolü düşürür, antibakteriyel tesire sahiptir. Bağırsak ve göğüs kanseri riskini azaltır. Her gün bir diş sarımsak yemek gerekir. Çiğ yemek daha faydalıdır.

Portakal: Soğuk algınlığına iyi gelir, kolesterol seviyesini düşürür, kemikleri güçlendirir, böbrek taşı meydana gelmesini ve bağırsak kanseri riskini azaltır.

Kuru fasulye: Bakliyatların en sağlıklısıdır. 2.8 gramında dahi kolesterol düşürücü tesiri vardır. Kalp hastalıkları, felç ve kolon kanseri riskini en aza indirir. En az 2 günde bir yemek yerinde olur.

Domates: Başta prostat olmak üzere, mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Yaşlılığın etkilerini geciktirir. Kanserin yayılmasını engeller. Haftada 4-5 defa çiğ olarak yemelidir.

Tofu: Soya fasulyesi sütüyle hazırlanan tofu (Peynire benzer bir yiyecek), kalbi korur. Kolesterolü düşürücü tesire sahiptir. Menopoz dönemini kısaltır, böbrekleri korur. Günde 35-50 gram arasında yemelidir.

Su: Yorgunluğu alır, kasları rahatlatır. Vücut ısısını normal seviyede tutar, böbrek taşı hâsıl olmasını önler. Günde 5 bardaktan fazla su içmek gerekir.

Brokoli: C vitamini bakımından çok zengindir. Kanseri önleyici besin değeri vardır. Vücudun hormon üretimini artırır. Göğüs kanseri, romatizma, diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Haftada 3-4 defa, yarım kâse yenmesi çok faydalıdır.


12 Haziran 2007 Salı

Osman Gâzi’nin vasiyetnâmesi



Osman Gâzi’nin vasiyetnamesi

Osman Gâzi, dâmâdı olduğu büyük tasavvuf âlimi Şeyh Edebâlî’ye intisâb ederek her hususta onunla istişârede bulunurdu. Kendisinden sonra gelecek Osmanlı sultanlarına da İslâm âlimlerine hürmet edilmesini, onlara her türlü kolaylığın gösterilmesini ve her işte kendilerine danışılmasını tavsiye etti. Oğlu Orhan Gazi’ye de şu vasiyette bulundu:

“Âlemi adâletle şenlendir!”

“Ey oğul!
Allahü teâlânın emirlerine muhalif bir iş eylemeyesin!
Bilmediğini ulemâdan sorup anlayasın!
İyice bilmeyince bir işe başlamayasın!
Sana itâat edenleri hoş tutasın!
Askerine in’âmı, ihsânı eksik etmiyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır. Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve Allah için cihâdı terk etmeyerek beni şâd et!
Ulemâya riâyet eyle ki, din işleri nizâm bulsun!
Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbâl ve hilm göster!
Askerine ve malına gurûr getirip, dinden uzaklaşma!
Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah’ın dînini yaymaktır. Yoksa, kuru gavga ve cihângirlik davâsı değildir. Sana da bunlar yaraşır. Dâimâ herkese ihsânda bulun!
Memleket işlerini noksansız gör!
Hepinizi Allahü teâlâya emânet ediyorum...”

Sünnetlere de nafile denir


Sual: Namazın sünnetleri de nafile namaz mıdır?


CEVAP Bütün fıkıh kitapları, sünnetlerin de nafile olduğunu bildirmektedir.


Birkaç misal verelim:


1- Nafile; sünnet, müstehap ve belli bir vakti olmayan nafile ibadetlerdir. (Halebi-i Sagir)
2- Nafile, farz ve vacip olmayan ibadetler demektir. Bütün sünnetlere nafile denir. (Tahtavi)
3- Beş vakit namazın sünnetleri de nafiledir. (Cevhere, Hidaye, Dürer, Redd-ül muhtar)
4- Nafile, farz ve vacip olmayan namazlar demektir. Nafileler, revatib ve regaib olarak ikiye ayrılır.

Devamı

11 Haziran 2007 Pazartesi

Ömründe hiç nafile kılmayana ceza verilmez


Sual: Bir gazetede, “İnsanlar geçmişte kılamadıkları farz namazlarını kılmak için ne kadar acele etseler o kadar isabet etmiş olurlar. Çünkü namazın borcundan kurtulmanın tek çaresi, hemen kaza etmektir. Kaza kılmak çok mühimdir. Çünkü başka türlü namaz borcundan kurtulmak söz konusu olmaz. Ancak, bu borçtan kurtulmak için vakit namazlarının önündeki ve sonundaki sünnetleri kılmayıp, yerine kaza kılmak caiz ve sahih olsa da, bir kazanıp bir kaybetmek söz konusu olur, bu durumda. Kazandığı, geçmişte kılamadığı namazı kılmakla borcundan kurtulmaktır. Kaybettiği de, bu namazı kaza ederken sünnetleri kılmayıp onların sevabından mahrum kalmasıdır. Yani bir kazanırken, bir kayba uğranılmamalı. Kaza kılarak kazanırken sünneti terk ederek kayba düşülmemelidir” diyen yazarın görüşünde isabet var mıdır?

CEVAP Sözleri tenakuzlu ve yanlıştır. Çünkü yazar kendi görüşünü bildiriyor, dinimizin hükmünü bildirmiyor. Kendi görüşü dinde senet değildir. İctihadları senet olanlar hakiki âlimlerdir.

Mesela onlardan birisi olan imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:Zekat niyeti ile fakire bir altın vermek, yüz bin altın sadaka vermekten daha sevaptır. Çünkü zekat vermek, farzı yapmaktır. Sadaka ise, nafile ibadettir. Farz ibadetin yanında nafilelerin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla bile değildir. Şeytan aldatarak, kazaları kıldırtmayıp ve zekat verdirmeyerek, nafileleri güzel gösteriyor. (3/17)
Devamı

8 Haziran 2007 Cuma

Hayvanlar İnsana neden saldırır



Bu görüntüleri tesadüfen gördüm
Ben Hayvanların kendilerine zarar verilmedikçe,
yada o his uyandırılmadıkça, İnsanlara zarar
vermesini anlayamamışımdır. Ama bu görüntüler
Hayvanların neden insanlara zarar verdiklerini
Kısmende olsa anlatıyor. Dünya tarihi boyunca
Spor olsun diye Av yapanlar buna sebep olmuş
olabilirler. Şimdi bir aslan neden avlanırki?
Eti yenmez, Satsan satılmaz öyle değilmi ?

Kadınlar için pratik bilgiler

Buzdolabınız bozuldu, ya da artık boş yer yok.
Temiz bir kovayı musluk suyu ile doldurun. İçine bir çorba kaşığı sofra tuzu atın. Şişeleri daldırın.
Yeterince soğuyacaktır.

Et suyunu dolaba kaldırmadan önce çabuk soğutmak için, kemik kazanını bir evyeye oturtun, kazanın çevresine soğuk su tutarak et suyunu soğutun.

Değersiz olarak gördüğünüz limon kabuklarını güneşli bir yere koyup kurutursanız, özellikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz.

Çileklerinizi ıslak bir muslin kumaşa sarıp birkaç kere hızla sallarsanız, çileklere buluşan kum ve toprakların muslin kumaşa yapıştıklarını görürsünüz.

Gravyer peynirinin kurumaması için, daha evvel tuzlu suya batırılmış, nemli bir beze sararak muhafaza ediniz.

Ekmek içi ile hazırlanmış sandviçleri, üst üste koyarak, nemli ve iyice sıkılmış bir peçeteye sararsanız, uzun zaman taze olarak muhafaza edebilirsiniz.

Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.

Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece atınız, un ile beraber çöpler de düşer.

Balığı seçerken son derece dikkatli olmalıyız. Gözleri pırıl pırıl parlak, solungaçları ise pembe yada kırmızı renkte olmalıdır.

Limon sert ise, kesilmeden evvel bir iki dakika sıcak suya batırınız, daha sulu olur.

Buzdolabınızın iyi soğutması için içine bir torba tuz koyun. Tuzun dolaptaki nemi aldığını göreceksiniz.

7 Haziran 2007 Perşembe

köpek gezdireni gördüm ama

Köpek Gezdirmek


Resim Kenyada çekilmiş
İnsanlar köpek falan gezdirmiyor.
Sırtlan,çakal yada maymunları tasma bağlayıp gezdiriyorlar

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Rating , 10 out of 10 based on 250 ratings