21 Ağustos 2008 Perşembe

Arılardan Kurtulmak

Daha Önce Arılarla ilgili basit doğal çözüm yollarını anlatmıştım.
Youtube bugün erişimde olduğu için ,Bu video Çok iyi yardımcı oldu.
Arılar için, hatta eşek arılarından kutulmak için hazırlanmış olan
bu video. Arılara tuzak yapmak konusunda bir hayli fikir veriyor.

Yalnızca eşek arısı için değil tabi bu tuzak

diğer arılardan ,mesela sarıca arılardan kurtulmak içinde kullanabilirsiniz.

Bu video'da ki düzenek yalnızca örnek .

Kabın üçüne su yada et koyabilirsiniz.

Eğer Video 'yu izleyemiyorsanız.

Youtubeye erişim olmadığından olabilir.
vtunnel.com'a girip adres çubuğuna youtube adresini yazıp.youtube'ye girebilirsiniz.
Daha sonra video kodunu yazarak izleyebilirsiniz
Video kodu LdsMRhzNb3w

Farklı takvim ve imsakiyeler

ay fotoğrafı
Sual: Takvimler ve Ramazan imsakiyeleri neden farklıdır, niye hepsi aynı değil?
CEVAPBugün ülkemizde, iki çeşit takvim ve imsakiye yayınlanmaktadır. Bir kısmı, yüz senedir kullanılmakta olup, doğruluğunda en ufak bir şüphe, tereddüt hasıl olmamış namaz vakitleri cetvelini aynen muhafaza eden takvimler; bir kısmı da, 1983'ten sonra, çok oruç tutuyoruz diyenleri susturmak gayesiyle, imsak vaktini uzatan takvimlerdir.

1983 yılından önce bütün takvimler aynı idi. Fakat 1983'ten itibaren Diyanet İşleri temkin vakitlerini kaldırdığından, böyle farklı iki durum ortaya çıkmıştır. 1983 tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını herkes kabul etmektedir. Bu hususta bir ihtilaf yoktur. Nitekim, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı müftülüklere gönderdiği tamimde şöyle denilmektedir:
(1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.)

Türkiye Takvimi ile diğer bazı takvimler, doğruluğunda ittifak olan 1983 öncesine göre hazırlanmaktadır. Diyanet'in tamiminde bildirdiği gibi, 1983 yılından önceki uygulamaya göre hazırlanan takvimler ile bu takvimlere dayanılarak hazırlanan Ramazan imsakiyeleri yanlış değil, sadece temkinlidir. Yani Türkiye Takvimi’nin yanlış olmadığını Diyanet de bildirmiştir. Çünkü, ecdadımız takvimin başlangıcından beri, bu vakitleri esas almış, Diyanet de daha önce, uzun yıllar, Türkiye Takvimi'ndeki vakitleri uygulamıştır.


Detaylı bilgi için buraya tıklayınız.


Sual: Temkin nedir, âlimler, bu temkini niçin koymuştur?
CEVAPBir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan şehrin arazisinin yükseklik ve alçaklık, doğu-batı, kuzey-güney, genişlik gibi durumları göz önüne alınır. Ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da en anormal hâli düşünülerek, bütün bu şartların hepsini karşılayarak, vakti emniyet altında tutacak zamana, vaktin temkini denir. Bu vakit, ibadet vaktinin emniyeti bakımından zaruri olarak konulması şart olan bir zamandır. Temkinsiz yapılan ibadet, vaktin dışında yapılmış demektir.

Temkin hakkında teknik bilgi için buraya tıklayınız.
Sual: Birkaç dakika önce olmuş sonra olmuş ne fark eder?
CEVAPSonra olması fark etmez de önce olması çok şey fark eder. Çünkü namazları vaktinde kılmak şarttır. Birkaç dakika önce kılınsa namaz sahih olmaz. Oruç da böyledir. Güneş batmadan önce yiyip içilince, oruç sahih olmaz. Namazları vakit girdikten üç-beş dakika sonra kılmakta hiç mahzur yoktur. Güneş battıktan 5-10 dakika sonra orucu açmakta da mahzur yoktur. Hatta yıldızlar görülünceye kadar geciktirmek caizdir. Nur-ül izah şerhinde; "Bulutlu gecelerde, orucun bozulmasından korunmak için, ihtiyatlı davranarak oruç açmayı biraz geciktirmelidir. Yıldızlar görülmeden önce iftar eden acele etmiş olur" buyuruluyor.

Sual: Yeni takvimlerde imsak vakti ne kadar sonraya alınmıştır? Sonraya alınması oruca zarar verir mi?
CEVAPYeni takvimlerde, imsak vakti 10-15 dakika geciktirilmektedir. Böyle olunca, oruç tehlikeye sokulmaktadır. Eğer imsak vaktinden sonra yiyip içilmeye devam edilirse, oruç tutulmamış olur. Bunun için imsak vaktinde yiyip içmeyi kesmek şarttır. İmsak vaktinde eski cetvelleri esas alıp, yeni takvimlerden 10-15 dakika önce yiyip içmeyi kesmekte hiç mahzur yoktur. Hatta çok iyi olur, tedbirli ve temkinli hareket edilmiş olur. Tedbirsizlik ve temkinsizlik sebebiyle namaz ve oruçları ifsat etmemek lazımdır.

Sual: Eski takvimlerle yeni takvimler arasındaki en önemli fark nedir?
CEVAPİki takvim arasında fark, biri temkinli, öteki temkinsizdir. Yeni takvimlerden Türkiye Takvimi, ehil kimseler tarafından, çok hassas bir şekilde hazırlanmaktadır. Bu hususta takvimimizde her sene, Mühim Tenbih başlığı altında ikaz yapılmaktadır. Mevcut takvimler içinde, Türkiye Takvimi ve bu takvim esas alınarak hazırlanan Ramazan imsakiyeleri temkinli olup, en uygun olanıdır.

Sual:
Takvimlerde yazılı olan imsak ne demektir? Bu vakitte sabah namazı kılınır mı?
CEVAPİmsak, gecenin bitimi, Ramazanda yiyip içmenin yasak olduğu vaktin başlaması demektir. Türkiye Takvimi’nde yazılı olan imsak vaktinde, yiyip içmeyi kesmelidir! Türkiye'de bundan 15 dakika kadar sonra sabah namazı kılınabilir!

Sual: Yeni takvimlere göre imsak vaktini uzatan kimsenin sorumluluğu olur mu?
CEVAPYanlış takvimlere göre hareket edip de, yiyip içmeye ezan okununcaya kadar devam eden kimsenin, suçu yanlış takvime bulması, kendini mesuliyetten kurtaramaz!

Hilal görülünce Ramazan başlar
Sual:
Ramazanın başlamasında hesaba, takvime göre mi hareket edilir, yoksa hilalin doğmasına, görülmesine mi itibar edilir?
CEVAPHesaba takvime göre hareket edilmez. Hilalin doğmasına da itibar edilmez. Ancak, Hilalin görülmesine itibar edilir.

Hilalin görüleceği günü değil, doğacağı günü doğru olarak tespit etmek mümkündür. Nitekim tespit edilmiştir de. Fakat dinimiz, oruca başlamayı, bayram etmeyi hilalin doğmasına değil, hilalin görülmesine bağlamıştır. Hilal, ya hesapların gösterdiği günde veya bir gün sonra görülür, hesapta bildirilen günden önce doğmaz.

Sual: Teknoloji asrındayız. Güneşin ne zaman doğup ne zamana batacağı bilinmiyor mu? Ayın ne zaman görüleceği saniyesi saniyesine tespit edilemiyor mu? Niye her sene bu kargaşa oluyor?
CEVAPAllahü teâlânın koyduğu nizamda eksiklik, yanlışlık olmaz. Güneşin ve Ayın hangi saatte doğup, batacaklarını çok önceden hesapla bilmek mümkündür. Hesapla bildirilen vakitten önce bir dakika bir saniye önce doğup batmaz. Yeni ayın hilali hesapla bulunan zamanda doğar, fakat havanın bulutlu olması gibi sebeplerle bazen doğduğu gün görülmeyebilir. Ramazan ayını tespit için hilali, yani gökte yeni ayı aramak ve Ayı görmek, eğer görülemezse, Şaban ayını otuz güne tamamlamak gerekir.

Kargaşanın sebebi, hilal görülmediği halde, falanca ülkede görülmüş diyerek bir gün önce oruca başlanmasıdır. Hiçbir zaman hesaptan sonra olmuyor da hesaptan önce görülüyor. Halbuki, hava bulutlu idi biz göremedik deseler, söyleyecek bir şeyimiz kalmaz. Vaktinden önce hilal görüldü demeleri çok yanlıştır.

Sual: Hilal gözetlemede dinin hükmü nasıldır?
CEVAPMustafa Sabri Efendi buyuruyor ki:
(Şaban ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekten de 29 olarak çekse, Ramazanın girişini tespit için hilal gözetlense, hilal doğduğu halde, hava bulutlu olduğu için görülemese, Şaban otuz gün olarak kabul edilir. Yine bunun gibi, Ramazan ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekte de 29 çekse, hava bulutlu olduğu için Ramazanın 29unda hilal görülmese, Ramazanı otuza tamamlamak dinimizin emridir. Hadis-i şerifte, (Hilali görünce, oruç tutun, tekrar görünce orucu bırakın) buyuruldu.) [Meseleler]
Sual: Bu konuda Diyanet yetkilileri ne diyor?
CEVAPDiyanet yetkilileri özetle dedi ki:
(Dinimiz, rüyeti yani hilalin görülmesi ile oruca başlanacağını emreder. Diyanet olarak, Ramazan hilalini gözetledik. Bugüne kadar, rasathanenin yaptığı hesaplara aykırı hiçbir sonuç tespit edemedik. Suudi Arabistan ile aramızdaki ayrılığın sebebi, onların hilali gözetlemeleri ve bizim de hesaplara göre hareket etmemiz değildir. Bu ülke, hilali gözetlemekle oruca başlamıyor, Amerikan almanaklarına göre hareket ediyor. Bir heyetle S. Arabistan’a gittik. Gelin hilali birlikte gözetleyelim dedik. Rabıta sekreteri Saffet bey, Biz Amerikan denizcilerinin hesaplarına göre hareket ediyoruz dedi. 6 kişilik bir heyetle Cebel-i Sefaya çıktık. Dürbün kullanmamıza rağmen hilali göremedik. Zaten hesaplara aykırı olarak görmek mümkün değildi. Akşam olunca, hilalin görüldüğünü, bayram edilmesi gerektiğini ilan edip milyonlarca müslümanın oruçlarını bozdurdular. Onların bu hareketlerinin, yalan veya yanlış bir beyana dayandığı muhakkaktır.)

Bu yazıda da, hesap değil, hilalin görülmesi esas alınmıştır. Biz de her sene (Hilal görülmeden oruca başlamayın, hilal görülmeden bayram etmeyin) diyoruz. (Hesaba göre hareket edin) demiyoruz.

Sual: Suudlar hilali gördük deseler bizim inanmamızın dini yönden bir mahzuru olur mu?
CEVAPVehhabiler Ehl-i sünnet olmadıkları için sözlerine itibar etmek caiz olmaz. İslam âlimleri buyuruyor ki:
Bid'at sahibi, yani itikadda Ehl-i sünnetten ayrılmış olan 72 fırkanın hepsi, her ibadeti yaptıkları halde, adil değildirler. Çünkü, ya mülhid olarak, imanları gitmiş veya Ehl-i sünneti seb ediyorlar ki, bu da büyük günahtır. (Hadika)

Müslümanı seb ve kötülemek günahtır, adaleti yok eder, şahitliği kabul olmaz. (Dürr-ül-muhtar)
Necdilerin bâtınılik yolunda birer zındık oldukları, Nimet-i İslam kitabının nikah bahsinde yazılıdır. Bunun için, Ramazan, bayram ve hac zamanının gelmesini anlamakta ve bütün din işlerinde, mezhepsizlerin sözlerine uymak caiz değildir.

Sual:
Hilali gözetlemek farz mıdır?
CEVAP
Hilali gözetlemek farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir. Aynı manada vacib-i kifaye de denmiştir. Bazı müslümanlar gözetleyince diğerlerinden sakıt olur.

Sual: Hilali gözetlemek için nasıl bir yol takip etmelidir?
CEVAPTeleskop ve dürbün hilalin çıplak gözle görmesini kolaylaştırır. Önce rahat görebilmek için bu aletlerle hilal aranır, bulunursa çıplak gözle de bakılır. Görülürse ertesi günün, ayın ilki olduğu anlaşılır. Hesap işi de böyle faydalıdır. Hilalin semada ne kadar kalacağı, hangi dakikalarda, dünyanın nerelerinden görüleceğini gösterir. Hesabın, teleskobun faydası inkâr edilemez. Yoksa hesaba göre bayram ilan edilmez.

Sual: Hilal resmen gözetlenmediğine göre, oruca erken başlama ihtimali olabilir. Bunun zararı yok mu?
CEVAPRamazan ve bayramın, hilali görmekle değil de, takvime göre başlatıldığı yerlerde, oruca ve bayrama hakiki zamanlarından bir gün önce başlanılmış olabilir. Ramazanın başlaması, dinin emrine uygun olmuyor. Ramazanın ilk ve son günü tutulan oruçlar, Ramazana rastlasa bile, şüpheli olduğu için bayramdan sonra iki gün kaza orucu tutmak gerekir.

Sual: Hilalin görüleceği günü, hesaplamak mümkün değil mi?
CEVAPHilalin görüleceği gün değil, doğacağı gün doğru olarak tespit edilir. Fakat dinimiz, oruca başlamayı ve bayram etmeyi hilalin doğmasına değil, hilalin görülmesine bağlamıştır. Hilal, ya hesapla bulunan günde veya bir gün sonra görülür, hesapla bildirilen günden önce asla doğmaz. Çünkü Allah’ın koyduğu nizamda eksiklik, yanlışlık yoktur. Güneşin ve ayın hangi saatte doğup, batacaklarını çok önceden hesapla bilmek mümkündür. Yeni ayın hilali hesapla bulunan zamanda doğar, fakat havanın bulutlu olması gibi sebeplerle bazen doğduğu gün görülmeyebilir. Ramazan ayını tespit için hilali, aramak ve görmek, eğer görülemezse, Şabanı 30’a tamamlamak gerekir. Hilali görmekle Ramazanın başlaması, hesapla bulunandan bir gün sonra olabilir. Fakat bir gün önce olamaz. Çünkü hilalin hesapla bulunan günden önce doğması mümkün değildir.

Sual: Hilalin bir veya iki günlük olduğu nasıl bilinir?
CEVAPTecrübesi olan bilir.

Oruçta hilal ve hesap
Sual:
Sualimiz hilali görmekle ilgilidir. Ramazan orucunu tutup bayram etmede üç grup insan var.
1- Bir kısmı herkesle birlikte oruca başlayıp herkesle birlikte bayram yapıyorlar.
2- Bir kısmı Ramazan orucuna bir gün erken başlayıp, bayramı da bir gün erken yapıyorlar.
3- Bir kısmı da, usul ile hicri ayları bulma hesaplarına uyarak, herkesten sonra oruca başlayıp, herkesten sonra bayram ediyorlar.
Bu üç gruptan hangilerinin yaptığı doğrudur?
CEVAPBirinci grup takvimlere yani rasathanenin hesaplarına uymaktadır. Hesaplar doğru yapılırsa hilalin doğuşunu tespit etmekte hiç yanlışlık olmaz. Çünkü Allah’ın nizamında zerre kadar yanlışlık olmaz. Hilal, hesabın bildirdiği saatte doğar, saniye şaşmaz. İkinci gruptakilerin hesaptan önce oruca başlamaları ve bir gün önce bayram etmeleri ilme aykırıdır, % 100 yanlıştır. Çünkü hesaptan önce hilalin görülmesi imkansızdır. Güneşin doğuşu da aynen ayın doğuşu gibidir. Bir kimsenin güneş doğmadan ben güneşi gördüm demesi elbette yanlıştır. Güneş ancak takvimlerde bildirilen saatte doğar. Daha önce doğması imkansızdır. Ama güneş doğduğu halde, hava bulanık olduğu için görülmeyebilir.

Ayların başlamasını gösteren hilal de böyledir. Hilal hesapla bulunan gün ve saatte doğar. Ancak o gün o saatte görülmeyebilir. Dinimiz hilalin doğmasını değil, görünmesini esas alır. Hilal görülmedikçe hesapla veya ayları tespit usulleriyle bulunan günde bayram yapılmaz.

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
(Ramazanın birinci gününü anlamak için takvimlere göre hareket edilmez. Çünkü oruç, gökte yeni ayı görmekle farz olur. Peygamber efendimiz, (Hilali görünce oruca başlayın, hilali görünce bayram edin) buyurdu. Hilalin doğması hesapla bilinir. Hesap sahih olup, hilal, hesabın bildirdiği gecede doğar, ama, o gece görülmeyip, bir gece sonra görülebilir ve oruca, hilalin doğduğu gece değil, görüldüğü gece başlanır. (Redd-ül muhtar 289)

Dinimiz, hilalin görünmesini esas aldığı için, hilal görünmedikçe oruca başlanmaz. Bu bakımdan ikinci gruptakiler % 100 yanlış yoldadır. Üstelik bölücülük yaptıkları için fitneye de sebep oluyorlar. Dinimiz fitne çıkarana lanet ediyor. Bu bakımdan birinci gruptakilerin yaptığı doğrudur. Ancak hilal görülmeden oruca başlanıp bayram edilmişse, iki gün kaza orucu tutmak gerekir. Böylece fitne de çıkarılmamış olur.

Üçüncü gruptakilerin yaptığı, usullerle hicri ayın birini bulmak, hesap gibi kesin değildir. Herkesten ayrı olarak böyle bir şey yapmak ikinci gruptakiler gibi yanlıştır. Dürer’deki hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Sizin orucunuz, herkesin oruç tuttuğu gündedir. İftarınız da herkesin iftar ettiği gündedir.) [Tirmizi, Ebu Davud]

Bu hadis-i şerifin Türkçe söylenişi şöyledir:
(Herkes oruca başlayınca siz de başlayın, herkes bayram edince, siz de bayram edin)
Müslümanların, bayram sanarak Arefe günü kestiği kurbanlar, şer'an sabit olan bayramı bilmedikleri için sahihtir. Demek ki, birinci gruptakiler isabetlidir.

Netice:Biz ilmi [bilimsel] olarak diyoruz ki, Türkiye Takvimi’nin esas aldığı, 150 yıldan beri ecdad tarafından uygulanan namaz vakitleri doğrudur, 1983’den beri uygulanan vakitler temkinsizdir. Bizim hesabımız, yanlış olsa bile, namazı vakti girdikten 5-10 dakika sonra kılmakta ve oruçta da imsaktan 10-20 dakika önceden yiyip içmeyi kesmekte mahzur yoktur. Ecdadın hesabı doğru ise, namazı vakti girmeden kılanlarınki sahih olmaz.

İki gün kaza orucu
Sual:
Ramazan ayından sonra, yanılma ihtimalinden dolayı, niye bir gün değil de, iki gün kaza orucu tutmak gerekiyor?
CEVAPOruç tutulan ayın ilk ve son günleri, Ramazana tesadüf ettiği kesin değilse, yani hilal görülerek değil de, takvime göre tutulmuşsa, o günler şüpheli olur. Bu bakımdan, hilali görerek Ramazan ayı tespit edilmeyip, takvimlere göre başlatıldığı yerlerde, Ramazanın başlaması şüpheli olmaktadır. Ramazan olduğu şüpheli olan günlerde tutulan oruç, sahih olmadığı için, iki gün kaza tutmak gerektiği, Bahr, Hindiyye, Kadıhan gibi muteber eserlerde yazılıdır.
dinimizislam.com

Gözlerdeki şişlikten kurtulmak için

Sabahleyin şiş gözlerle uyandıysanız, üzülmeyin kısa zamanda eski hale gelebilmeniz çok zor değil. Nasıl mı?.. İşte size bir kaç ipucu:
Gözlerdeki şişlikten kurtulmak için.....
Çiğ patatesi yuvarlak dilimler halinde kesin. Gözlerinizin üzerine birer tane yerleştirip 10-20 dakika arası tutun. Bunun dışında antioksidan içeren kremler de şişlerin inmesine yardımcı olacaktır.

Probleminiz kronikleştiyse, yani ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız kardiyovasküler egzersizler yapmalısınız. Yürüyüş, koşu, aerobik ve bisiklet bunların başlıcaları. Bu hareketler, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlar ve sadece göz altlarınızdaki değil, tüm vücudunuzdaki şişliklerin giderilmesine yardımcı olur.

Şişliklerin inmesini beklemek için fazla zamanınız yoksa, bir parça buzu göz çevrenizde hafif hafif gezdirin. Bundan daha etkili bir diğer metot ise, içine soğuk su ve buz küpleri doldurduğunuz bir naylon torbayı yüzünüze kapatıp dayanabileceğiniz kadar beklemek. İşe yaradığını göreceksiniz.

Bu uygulamaların hiçbiri işe yaramıyorsa, tek çare var: Şişlikleri makyajla kamufle etmek. Teninizin rengindeki kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar olan geniş bölgeye ince bir katman halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. ailevekadın.com

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Örümcek

örümcek

Daha Önce bu sanki gözlük takmış olan örümceğin fotoğraflarını çekmiştim.
Benzer fotografları tekrar çekme fırsatı buldum
Örümcek
Bence gerçekten ilginç

gözlüklü örümcek
gözlüklü örümcek
Gözlüklü Örümcek



16 Ağustos 2008 Cumartesi

Berat gecesinde neler yapılmalı



Bu gece ( Berat Gecesinde ) yapılacak şeyler;
1- Uyumamak, 2- Kabristan ziyareti, 3- Kendimiz ve bütün mü’minler için istigfâr, 4- Ailesiyle merhametli konuşmak, 5- Adaletli davranmak, 6- Nemâz ve secde, 7- Çok düâ etmek, 8- Toprağa secde etmek, 9- Secdede istigfâr, 10- Peygamber efendimizin secdede okuduğu düâ, 11- Peygamber efendimizin nemâz sonrası düâsı, 12- Hayrlı düâ etmek, 13- Bu bildirilenleri başkalarına da öğretmek, 14- Güzel koku sürünmek, 15- İnatla-ısrarla düâ etmek, 16- Hamd ve şükr, 17- Rabbenâ ve Âmenerresûlü’yü çok okumak.

Kıyâmette pişman olmamak için, bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe ve istiğfar etmeli, kazâ namazı kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, Müslümanlara duâ etmelidir.

15 Ağustos 2008 Cuma

Berat gecesi

Ay Fotoğrafı

Sual: Berat gecesinin önemi nedir?
CEVAP
Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]

Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.

Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]

Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]

(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]

(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]

(Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Berat gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa kıyamette pişman olursunuz.) [S. Ebediyye]

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]

(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlmihali]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]

(Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk namaz kıl ve dua et! Bu gece şabanın 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid'at ehli demektir.)

(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]

(Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]

(Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]

(Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]

(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]

(Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]

(Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]

İçki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana babaya isyan gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgün ise, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevapları günahlarından daha çok ise Cehenneme girmeden de Cennete gider.

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.

Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okurdu. (R.Nasıhin)

Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]

Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.

Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:
(İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)

Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
Onbeşinci günü tutulur.
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

Sual: Berat gecesinde, kaderimiz tekrar mı yazılıyor?
CEVAP
Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın kaderi, yani ezeldeki ilmi nasıl ise, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)

Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)

Sual: Berat gecesinde vefat edecekler, dünyaya gelecekler ve amelleri yazılırmış. Bu gece insanın alın yazısı mı değişir? Yani bu gece ettiğimiz dualar yüzünden alın yazımız değişebiliyor mu?
CEVAP
Alın yazısı iki türlüdür:
Birisi dua ile, sadaka vermekle, iyilik etmekle değişir. Birisi ise asla değişmez. Mesela evlenmemiz, iş sahibi olmamız ya değişen kısımdandır veya değişmeyen. Biz bilemeyiz. Onun için dua ederiz, iyilik ederiz, değişen kısımdan ise o değişir. Mesela birisine bir bela geleceği alın yazısında var ise, yine alın yazısında bu kimse dua edecek o beladan kurtulacak diye yazılır. Biz de dua ederiz o belayı önlemiş oluruz. Berat gecesinde yazılacak olanlar da yine ezelde bildirilmiş olanlardır. Ömrün uzaması kısalması da böyledir. Şu iyiliği yapacak ve ömrü uzayacak yahut şu kötülüğü yapacak ve ömrü kısalacak diye yazılıdır. Demek ki hep iyilik yapmaya çalışmalıyız. Yaptığımız şeyler alın yazımızdır .Berat Gecesinde ne yapmalı dinimizislam.com

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Kekik çayı ile gelen sağlık

Kekik
kekik

Bitki çayları, hem vücudumuzun hastalıklara karşı direncini artırır, hem de değişik yollarla vücudumuza giren mikropların dezenfekte edilerek dışarı atılmasını sağlar. En faydalı bitki çaylarından biri de kekik çayıdır. Sindirim sistemi üzerinde son derece etkili olan kekik çayı, hazmı kolaylaştırır, mide ağrılarını giderir, iştah açar. Ayrıca adet kanamalarını dengeler, kramplı adet ağrılarına iyi gelir, organizmayı güçlendirir ve ergenlik sivilcelerini engeller. Hücrelerde oluşan serbest radikallere bağlanarak vücudun dışına atılmasını sağlar. “Antioksidan”, “antikanserojen”, “antidiyabetik” ve “antikolestremik”tir. Ayrıca yaşlılığı geciktirir, tümör oluşumunu engeller, şekeri düşürür. ailevekadin.com

Göz altlarına ebegümeci

Gözlerin altındaki deri oldukça hassastır. Bu bölgede kolayca kırışıklıklar oluşabilir. Bitki özlerinden oluşturulan karışımlarla, gözlerinizin alt kısımlarına yapacağınız kompreslerle bu probleminizi halledebilirsiniz. Bunun için ebegümeci bitkisini kullanabilirsiniz. Ebegümecini
kaynatarak elde ettiğiniz suyu buzdolabında soğutun. Ardından bir miktar pamukla bu suya batırın ve göz altlarınızda 10 dakika bekletmek suretiyle kompres yapın. Bu şekilde, şişmeleri indireceğiniz gibi, kan dolaşımını hızlandırarak, bağ dokusunun elastikiyetini de artırabilirsiniz. ailevekadin.com

8 Ağustos 2008 Cuma

GIYBET ÂFETÎ

Gıybet, bir müslümanın veya bir zimmînin gizli bir kusu­runu arkasından söylemek olup, harbilerin ve açıkça günah işleyen müslümanların bu günahlarını bildirmek, müslümanlara zulmedenlerin ve alışverişte onları aldatanların yaptıkları bu fenalıkları duyurmak, müslümanları bunların şerrinden sakındırmak, müslümanlığı yanlış anlatanların ve yazanların bu iftiralarını söylemek lâzım olduğundan gıybet olmaz.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

"Mi'rac gecesi Cehennemi bana gösterdiler, etleri parça parça edilip, ağızlarına konduğu birtakım insanlar gördüm. Kendilerine bu kokmuş etleri yiyin diyorlardı. Bunların kimler olduğunu sual ettim. Cehennem meleklerinin reisi Mâlik, bunlar gıybet edenlerdir. Gıybet edenler şeytanın dostlarıdır dedi."

"Cehennemden en son çıkarılan kimse, gıybetten tevbe edendir. Cehenneme girenlerin ilki ise, gıybetten tevbe etmeden ölen kimsedir."

"Bir gıybet edeni, Allahü teâlâ on şeyle cezalandırır.

1- Rahmetinden uzak eder,

2- Meleklerden uzak eder,

3- Taatini, iyiliklerini yok eder.

4- Resûlullahın ruhunu ondan çevirir,

5- Allahü teâlâ ona gazap eder,

6- Ruhu teslim olurken, onu baş aşağı eder,

Dogal Grip tedavisi

C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerin yanı sıra soğan, turp ve balla hazırlayacağınız harika formül sizi gripten kurtaracaktır.

Mevsim olarak gribin, soğuk algınlığının kol gezdiği günlerde bulunuyoruz. Havaların sürekli değişkenlik göstermesi, gribe yakalanma riskini de artırıyor. Bu sebeple gazete ve televizyonlarda, gribe yakalanmamanın yolları veya yakalandıktan sonra bir an önce hastalıktan kurtulmak için alınabilecek tedbirler konusunda sık sık haberler ve uyarılar yer alıyor. Uyarıcılar kervanına bu hafta biz de katılalım dedik...

Sonbahar ve kış aylarında salgınlara yol açan grip bir enfeksiyon rahatsızlığıdır. Hastayı yatağa düşürecek şiddette şikayetlerle seyreden grip, 40 dereceye varan yüksek ateş, genel vücut kırgınlığı, şiddetli bel, eklem, kas ve baş ağrılarına yol açar, aşırı derecede halsizliğe sebep olur. Bunun yanı sıra burun tıkanıklığı olmadan akıntı ile kuru ve uzun süreli öksürük görülebilir. Bu özellikleri sebebiyle halk arasında “paçavra hastalığı” da denen grip; hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda hapşırma, öksürme, öpüşme veya tokalaşma gibi elle temas sonrasında kolaylıkla bulaşabilir.


Nasıl tedavi edilir?
Grip tedavisinde asıl olan yatak istirahati ve ortaya çıkan şikayetleri azaltmaya yönelik destekleyici tedavilerdir. 3-4 gün evden çıkmadan dinlenilmeli, ateş düşürücü ilaçlarla birlikte bol miktarda sıvı gıda ve su alınmalı. Uzmanlara göre; grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin fazla bir faydası yoktur. Gripten korunmak için kalabalık ve havasız ortamlardan uzak kalmak gerekir. Aşırı yorgunluk, alkol ve sigara da hastalığa davetiye çıkarabilir. C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerden bol yemek, temiz havada egzersiz yapmak vücudun direncini artırır. Ayrıca şifalı bitkilerle hazırlanmış formüllerden de yararlanılabilir.


Mükemmel bir formül
Bu formüllerden biri de Gaziosmanpaşa Üniversitesi Bitki Koruma Bölüm eski Başkanı Prof. Dr. Zeki Özer’in “gripten kurtulmak için birebir” dediği formül...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Rating , 10 out of 10 based on 250 ratings